ABD piyasalarında gündem birkaç hafta içinde hızla değişti. Bir süre önce yatırımcıların sorusu “ralli teknolojinin dışına nereye yayılıyor” iken, şimdi tüm dikkat enflasyon ve faiz tarafına kaydı.
Beklentileri kat kat aşan Mayıs istihdam raporu, işgücü piyasası güçlü kalırken Fed’in bu yıl faiz indirmek yerine artırma ihtimalini yeniden masaya getirdi. Üretici fiyatları neredeyse dört yılın en hızlı temposuyla yükseliyor, tahvil faizleri enflasyon endişesiyle yukarı yönlü baskı altında. Haziran başında Nasdaq, yapay zeka ve çip hisseleri öncülüğünde sert bir satış yaşadı, piyasadaki oynaklık belirgin biçimde arttı. Perşembe günü petrol fiyatlarındaki gerileme ve Orta Doğu’daki tansiyonun düşmesiyle güçlü bir toparlanma geldi, ancak tablo hâlâ kırılgan.
Böyle bir ortamda yalnızca büyüme hikâyesine ya da güçlü fiyat performansına bakmak yeterli olmayabilir. Çünkü enflasyon inatçı kaldıkça ve faiz tarafındaki belirsizlik sürdükçe, asıl ayrışmayı yapacak nitelik fiyatlama gücü ve marj dayanıklılığı oluyor. Maliyet baskısını fiyatına yansıtabilen, yükselen faizden zarar görmeyen ve sert satışlarda piyasadan daha az dalgalanan şirketler, bu dönemde daha dengeli bir profil sunabilir.
Bu doğrultuda ilk kriterimiz, brüt marjın %40’ın üzerinde olması.
Brüt marj, fiyatlama gücünün en doğrudan göstergelerinden biridir. Yüksek brüt marj, şirketin artan girdi maliyetlerini müşteriye yansıtabildiğine ve rekabet karşısında belirgin bir avantaja sahip olduğuna işaret eder. Enflasyonun hızlandığı dönemlerde bu, kârlılığı koruyan ilk savunma hattıdır.
İkinci kriterimiz, faaliyet marjının %20’nin üzerinde olması.
Bu filtre, fiyatlama gücünün maliyet disipliniyle de desteklendiğini gösterir. Yüksek faaliyet marjı, yalnızca satış tarafında değil, operasyonun tamamında verimlilik anlamına gelir. Girdi maliyetleri artarken bile kârlılığını koruyabilen şirketler, enflasyonist baskıyı daha rahat soğurur.
Üçüncü kriterimiz, faiz karşılama oranının 8’in üzerinde olması.
Bu kriter, dönemin en belirgin riskine, yani faiz artırım ihtimaline doğrudan yanıt verir. Faaliyet kârıyla faiz yükümlülüğünü rahatça karşılayabilen şirketler, finansman maliyetleri yükselse dahi baskı altına girmez. Burada bakılan şey borcun büyüklüğünden çok, şirketin o borcu çevirme kapasitesidir. Yükselen faiz ortamında bu ayrım kritik hâle gelir.
Dördüncü kriterimiz, betanın 1’in altında olması.
Beta, hissenin piyasa geneline kıyasla ne kadar dalgalandığını ölçer. 1’in altındaki bir beta, hissenin endeksten daha az oynak olduğunu gösterir. Haziran’daki sert satış ve artan oynaklık ortamında bu kriter, fiyatlama gücü yüksek şirketler arasından piyasa şoklarına görece daha dirençli olanları öne çıkarır.
Bu liste, enflasyon ve faiz baskısının arttığı bir ortamda, en kalabalık ve faize en duyarlı alanları kovalamak yerine, fiyatlama gücü yüksek ve marjı dayanıklı şirketlere odaklanıyor.
Enflasyon inatçı kalmaya devam eder ve faiz tarafındaki belirsizlik sürerse, bu tür şirketler hem marjlarını koruyabilmeleri hem de piyasa dalgalanmalarına görece dirençli olmaları sayesinde yatırımcı açısından daha dengeli bir sığınak sunabilir.
Filtreler
- Brüt Marj > %40
- Faaliyet Marjı > %20
- Faiz Karşılama Oranı > 8
- Beta (1 Yıllık) < 1

Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı