Fed, politika faizini piyasa beklentisine paralel şekilde %3,50 – %3,75 seviyesinde sabit bıraktı.
Bu kararın sürpriz olmadığı belirtilebilir. Son toplantıda açıklanan noktasal grafikte 2026 yılı için 1 faiz indirimi beklentisi öne çıkmıştı. ABD ekonomisinin güçlü seyri ve enflasyondaki yapışkanlığın etkisiyle mart toplantısında beklenen faiz indirimi hazirana ötelendi.
Yatırımcılar, bugün faiz kararının ötesinde Powell’ın siyasi baskılara karşı vereceği mesajlara odaklanacak.
Powell, saat 22.30’da kamera karşısına geçecek.
Karar metninde ne değişti?
Karar metnindeki ilk değişiklikler Fed’in ekonomik tabloyu artık daha temkinli okuduğunu gösteriyor. Büyüme hâlâ pozitif ama ivme kaybetmiş durumda; “ılımlı” vurgusunun güçlenmesi bunu net biçimde yansıtıyor.

İstihdam tarafında ise yeni iş yaratma hızının düşük seyrettiğinin özellikle belirtilmesi ve işsizlik oranında “dengeye oturma” ifadesinin kullanılması, işgücü piyasasındaki soğumanın Fed tarafından kabullenildiğini düşündürüyor.
Enflasyonun bu yılın erken döneminde yükseldiğinin söylenip, şu an için sadece “bir miktar yüksek” olarak tanımlanması da fiyat baskılarının kontrol altına alınmaya başladığı algısını destekliyor. Bu, hisseler açısından sert bir makro bozulmadan ziyade yumuşak bir geçiş senaryosuna daha yakın durabilir.
Metnin orta bölümünde yapılan sadeleştirmeler ise risk algısındaki değişimi ortaya koyuyor. Daha önce istihdama yönelik aşağı yönlü risklerin arttığını söyleyen ifade tamamen çıkarılmış. Bu, Fed’in artık ekonomik yavaşlamayı bir kriz riski olarak değil, yönetilebilir bir normalleşme süreci olarak gördüğüne işaret edebilir.
Aynı zamanda belirsizlik vurgusu korunmakla birlikte tonun daha dengeli hale gelmesi, para politikasında ani yön değişikliklerinden ziyade veriye dayalı ve kademeli adımların öne çıkacağını düşündürüyor. Piyasa açısından bu, sert fiyatlamalardan çok dalgalı ama yönü daha okunabilir bir ortam anlamına geliyor.
Faiz kararına ilişkin değişiklikler metnin en net mesajını veriyor. Politika faizinin aşağı çekilmesiyle Fed’in enflasyonla mücadelede artık yeterli ilerleme kaydedildiğine inandığını gösteriyor. Likidite ve rezervlere dair önceki paragrafın tamamen çıkarılması da önemli; bu, finansal sistemde acil bir stres algısı olmadığını ve Fed’in bilanço tarafında yeni bir müdahale ihtiyacı görmediğini ima ediyor.
Oy dağılımındaki farklılaşma ise Fed içinde artık “faiz indirimi olacak mı?” sorusundan çok, “ne hızda ve ne ölçüde olacak?” tartışmasına geçildiğini düşündürüyor.
Hisseler için bu tablo, belirsizliğin tamamen ortadan kalkmadığı ama risklerin daha çok tempo ve beklenti yönetimi eksenine kaydığı bir döneme işaret edebilir. ABD endekslerinde yatay-negatif bir fiyatlama var.
Powell’ın açıklamaları
ABD ekonomisi geçen yıl güçlü bir büyüme yaşadı ve 2026’ya sağlam bir zeminde başladı.
İstihdam zayıf kalsa da işsizlik oranı bir miktar istikrar kaydetti. Enflasyon ise yüksek kalmaya devam etti.
Hükümetin geçici kapanması mevcut çeyrekte ekonomik faaliyetler üzerinde baskı yaratmıştı. Ancak bu etkilerin yeniden açılmayla birlikte bir sonraki çeyreğe yansımasını bekliyoruz.
Kısa vadeli enflasyon beklentileri geçen çeyrekteki oranlara göre düştü.
Tarifelerin etkileri özellikle ürün enflasyonunda kendini gösteriyor. Uzun vadeli enflasyon beklentileri %2 hedefimize paralel seyrediyor.
Eylül ayından bu yana faiz oranlarını 75 baz puan indirdik. Mevcut politikamızın, tarife artışı etkileri geçtikten sonra işgücü piyasasını normalleştirmesini ve enflasyonun aşağı yönlü hareketini desteklemesini bekliyoruz.
Alacağımız kararlar toplantıdan toplantıya belirlenecek. Ek düzenlemeler gerekirse bunu doğru zamanda hayata geçireceğiz ancak bunu mevcut verilere ve gelişmelere göre şekillendireceğiz.
Ekonomik aktiviteye ilişkin görünüm, bir önceki toplantıdan bu yana gözle görülür şekilde iyileşti.
Fed olarak tarafsızlık ve bütünlük anlayışıyla faaliyetlerimizi sürdüreceğiz.
Açılan soruşturma, Fed’in 100 yılı aşkın tarihinde yerini bulacak diye düşünüyorum.
Kapanmadan dolayı veri akışında bozulma olsa da son gelişmelerde işgücü piyasasında iyileşme sinyallerini aldık. Son verilerde bir istikrar görüyoruz.
Son üç faiz indiriminin ardından ikili görevimize ilişkin riskleri değerlendirebilecek bir yerdeyiz.
Kararlarımızı topantıdan toplantıya vermeye devam edeceğiz.
Fed’in politik gündemini bu toplantıda konuşmayalım, şu an ekonomi konuşalım. Politik soruları bugün cevapsız bırakacağım.
Ben ve birçok meslektaşım gelen veriler karşısında politikanın kısıtlayıcı olduğunu düşünmüyor.
Bugün komitede faizleri sabit bırakmaya yönelik büyük ölçüde destek vardı.
Dolar hareketleri üzerinde Fed olarak yorum yapmıyoruz. Bizim rolümüz bu değil.
Ürün fiyatlarındaki çoğu artışın sebebi tarifeler. Ancak bu etkilerin tek seferlik olacağını düşünüyoruz. Hizmetlerde bir miktar dezenflasyon olduğunu görüyoruz. Yeni tarife açıklamaları olmadığı sürece tarife etkilerinin azalması, bize politikanın gevşetilebileceği sinyalini verebilir.
Enflasyon beklentileri, %2 hedefine ulaşacağımıza dair güven olduğunu gösteriyor.
Hiçbir ihtimali göz ardı etmesek de bir sonraki kararın faiz artışı olması komitedeki kimsenin temel senaryosu değil.
Para politikaları, seçim dönemlerinde ekonomiyi etkilemek için ya da siyasi olarak kişilerin lehine döndürülecek şekilde kullanılabilir. Ben bunun sadece ABD’de böyle olduğunu söylemiyorum, ABD’de olduğu gibi diğer ülkelerde de bu böyle. Ama bu, kurumumuza olan inancı sarsar. Bağımsızlığın sürmesine dair taahhüdümüz çok yüksek.
İşgücü piyasası mı zayıf yoksa yapay zeka insan gücünün yerine mi geçiyor anlamakta zorlanıyoruz.
Jeopolitik riskler bizim için enerji ve petrol fiyatları anlamında önemli, fiyatlarda bir risk görmüyoruz. Bunun dışında jeopolitik gelişmelere yorum yapamam.
Yerime gelecek yeni başkana “politika tarafına yanaşma, oradan uzak dur.” tavsiyesi verirdim.
Devlet kurumlarını eleştirmek oldukça kolay ancak Fed çalışanları kadar kendini halkın refahına adamış profesyonel bir kadro göremezsiniz.
Altın ve gümüş fiyatları hakkında makroekonomik bir yorum yapamam, yoksa Fed’e olan güven zedelenebilir. Ancak fiyat hareketlerini gözlemliyoruz, takip ediyoruz.
Fed üzerindeki siyasi baskı artıyor
Fed’e yönelik bağımsızlık endişeleri son aylarda belirgin şekilde artmış durumda. Trump’ın faizlerin hızla düşürülmesi yönündeki açık çağrıları, para politikasının ekonomik verilerden ziyade siyasi önceliklerle şekillenebileceği algısını güçlendiriyor. Bu algı, özellikle enflasyon hâlâ hedefin üzerinde seyrederken, Fed’in karar alma sürecinin siyasi baskılara ne ölçüde direnebileceği sorusunu yatırımcıların odağına taşıyor.

Bu endişeleri daha da kritik hâle getiren unsur ise Fed Başkanı Powell’ın mayıs ayında başkanlık görevinden ayrılacak olması. Powell’ın son dönemde yaptığı ve Fed’in siyasi baskı altında olduğuna işaret eden açıklamalar, mevcut dönemin yalnızca bir faiz döngüsü değil, aynı zamanda bir geçiş süreci olduğunu gösteriyor. Üstelik Trump’ın yeni Fed Başkanı adayını yakın zamanda açıklamasının beklenmesi, bugünkü kararların Powell sonrası dönemin çerçevesini ne ölçüde sınırlayabileceği sorusunu da beraberinde getiriyor.
Öte yandan Fed’in kurumsal yapısı, bağımsızlık tartışmalarında önemli bir denge unsuru olmaya devam ediyor. Fed tek bir kişiden oluşmuyor; para politikası 12 bölgesel Fed başkanı ve uzun vadeli görev sürelerine sahip yönetim kurulu üyelerinin oylarıyla belirleniyor. Ancak başkanlık değişimi sürecinin yaklaşması ve yeni adayın siyasi duruşu, önümüzdeki dönemde bu denge mekanizmasının ne kadar güçlü kalabileceğine dair belirsizlikleri canlı tutuyor.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı