Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) şubat ayı enflasyon oranını açıkladı. Buna göre enflasyon şubat ayında aylık bazda %2,96 arttı ve yıllık bazda %31,53 oldu.
Enflasyonun şubat ayında aylık olarak %3 artması bekleniyordu. Diğer yandan enflasyon bir önceki yılın Aralık ayına göre %7,95, on iki aylık ortalamalara göre %33,39 arttı.
En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimlerine bakıldığında; gıda ve alkolsüz içeceklerde %36,44 artış, ulaştırmada %28,86 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %42,33 artış görüldü. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde %9,07, ulaştırmada %4,63 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %6,24 yüzde puan olarak kaydedildi.
En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimlerine bakıldığında ise; gıda ve alkolsüz içeceklerde %6,89 artış, ulaştırmada %2,58 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda %2,40 artış kaydedildi. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde %1,71, ulaştırmada %0,43 ve konutta %0,27 yüzde puan olarak gerçekleşti.
Enflasyon Değerlendirmesi
Şubatta enflasyon aylık bazda %2,96 artarak piyasa beklentisi olan %3,00 seviyesinin hafif altında gerçekleşti. Yıllık enflasyon ise %31,53 ile beklentideki %31,55’e oldukça yakın bir seviyede açıklandı.
Ocak ayında görülen ve tek seferlik olarak kabul edilen %4,84’lük güçlü aylık artış sonrası şubat verisinin %3’ün altına gerilemiş olması, enflasyonun ivme kaybettiğine işaret etse de aylık artışın hâlâ yüksek sayılabilecek bir bantta kalmaya devam ettiğini gösteriyor.
Yıllık enflasyonun %30,65’ten %31,53’e yükselmesi ise dört ay süren düşüş eğiliminin ardından sınırlı bir yukarı dönüşe işaret ediyor. Beklentilere paralel gelen bu tablo, sürpriz etkisi yaratmamakla birlikte dezenflasyon sürecinin kesintisiz ve doğrusal bir patikada ilerlemediğini teyit ediyor.
Ocak-şubat döneminde kümülatif artışın yaklaşık %8 seviyesine ulaşmış olması, yılın geri kalanında enflasyonun daha belirgin bir şekilde yavaşlamasını zorunlu kılıyor. Özellikle TCMB’nin %16 olan yıl sonu ara hedefine ilk 2 ayda yaklaşılması, yatırımcıların dezenflasyona ilişkin soru işaretlerini artırıyor.
Aylık artışın %3’e yakın seyretmesi, fiyatlama davranışlarında katılığın tam anlamıyla kırılmadığını gösterirken; özellikle sigorta ve finansal hizmetler gibi hizmet grubu kaynaklı baskıların ana eğilim üzerinde belirleyici olmaya devam ettiği düşünülebilir.
Mevsimsellikten arındırılmış göstergelerde belirgin bir iyileşme görülmemesi halinde, çekirdek enflasyon dinamikleri açısından temkinli duruşun korunması gerekebilir.
Bugünkü veri, TCMB’nin son dönemde verdiği “ölçülü ve temkinli gevşeme” mesajıyla uyumlu bir görünüm sunuyor. Manşet gerçekleşmenin beklentiye paralel kalması, politika yapıcılar açısından ani bir reaksiyon ihtiyacını ortadan kaldırsa da yıllık enflasyondaki yukarı yönlü hareket faiz indirimi alanını daraltan bir unsur olarak öne çıkıyor.
Özellikle küresel enerji fiyatlarına ilişkin risklerin arttığı ve jeopolitik gelişmelerin belirsizlik yarattığı mevcut konjonktürde, enflasyonun yeniden ivme kazanma ihtimali para politikasında daha ihtiyatlı bir çerçeveyi gündemde tutabilir. Bu yüzden 12 Mart’taki PPK toplantısında faiz indirimini pas geçme olasılığı şaşırtıcı değil.
TCMB’nin 2026 yılı için %16 orta nokta hedefi korunmakla birlikte, yılın ilk iki ayında ortaya çıkan birikimli artış hedefle uyumlu bir patika için önümüzdeki aylarda daha güçlü bir dezenflasyon sürecini zorunlu kılıyor. Aksi halde yıl sonu beklentilerinde yukarı yönlü revizyon ihtimali artabilir.