Ekonomistler rezerv para sisteminin geleceğini tartışıyor: Dolar, altın mı yoksa çok kutuplu sistem mi?

Google News Icon Takip Et

DOLARIN TAHTI SARSILMAZ KAMPI

Bu kampın önde gelen isimlerinden biri Harvard profesörü ve eski IMF Başekonomisti Kenneth Rogoff. Rogoff’un temel tezi, rezerv para olmanın yalnızca ekonomik büyüklükle açıklanamayacağı yönünde. ABD’nin dünyanın en büyük tahvil piyasasına sahip olması, hukuk sisteminin görece öngörülebilirliği, sermaye hareketlerinin tamamen serbest olması ve kriz dönemlerinde güvenli liman olarak görülmesi, dolara önemli avantajlar sağlıyor. Bu nedenle Rogoff, doların yerini alacak yeni bir para biriminin ortaya çıkmasının son derece zor olduğunu savunuyor. Bu görüş, International Monetary Fund çevresindeki ekonomistler, Wall Street’in önemli bir bölümü ve birçok büyük yatırım bankası tarafından da destekleniyor.

DOLAR ÇÖKMEZ AMA GERİLER

Bu kampın öne çıkan bir diğer ismi ise Berkeley profesörü Barry Eichengreen. Uluslararası para sistemi üzerine en çok referans verilen isimlerden biri olan Eichengreen, doların kısa vadede çökmesinin beklenmediğini ancak dünyanın artık 1945’teki gibi olmadığını vurguluyor. Çin’in yükselişi, Körfez sermayesinin büyümesi ve Hindistan’ın artan ağırlığı nedeniyle rezerv sisteminin giderek çok kutuplu hale geldiğini savunuyor. Hatta son yazılarından birinin başlığı “Dolar İmparatorluğunun Gerileyişi ve Çöküşü” olarak dikkat çekiyor. Bu görüş, özellikle Avrupa merkezli ekonomistler ve merkez bankası araştırmacıları arasında yaygınlaşıyor.

ASIL SORUN EKONOMİ DEĞİL GÜVEN

Son dönemde bu kampın en çok ses getiren ismi ise eski Dünya Bankası Başekonomisti Kaushik Basu. Basu, doların gücünün Amerikan ekonomisinden olduğu kadar Amerikan kurumlarına duyulan güvenden kaynaklandığını savunuyor. Ona göre, müttefiklerle yaşanan gerilimler, kurumların zayıflaması, siyasi kutuplaşma ve hukuki öngörülebilirliğin aşınması, uzun vadede doların rezerv para statüsünü zayıflatabilir. Bu görüş, özellikle son dönemde Avrupa’daki düşünce kuruluşlarında daha sık dile getiriliyor.

ASIL KAZANAN ALTIN

Bu tartışmada gazetecilerden çok merkez bankalarının sesi öne çıkıyor. Özellikle European Central Bank’in son verileri dikkat çekici. ECB’nin raporlarına göre, altın rezerv varlıklar içinde değer bazında ABD tahvillerini geride bıraktı. Çin, Türkiye, Hindistan ve Polonya gibi ülkeler son yıllarda yoğun şekilde altın alımı yaptı. Bu kampın temel görüşü, ülkelerin dolardan çıkıp yuana geçmediği, bunun yerine dolardan çıkıp altına yöneldiği yönünde. Bu nedenle Financial Times’ta son dönemde yayımlanan analizlerin önemli bir kısmı “altının dönüşü” temasına odaklanıyor.

AVRUPA FIRSATI KAÇIRIYOR

Bu kampın en önemli sesi ise Christine Lagarde. Lagarde, Avrupa sermaye piyasalarının derinleşmesi halinde euronun daha büyük bir rol oynayabileceğini savunuyor. Ancak bugüne kadar bu gerçekleşmedi. ECB’nin son verilerine göre, doların payı gerilerken bile euro beklenen sıçramayı yapamadı ve yaklaşık %20 bandında kaldı. “Dolar zayıflarken biz neden güçlenemiyoruz?” sorusu ise Avrupa’da en çok tartışılan başlıklardan biri.

DOLARIN GELECEĞİ TARTIŞILIYOR

1944’te Bretton Woods’ta dünyanın liderleri hangi para biriminde servet tutacaklarını biliyordu. Ancak 2026’ya gelindiğinde, dünyanın en büyük ekonomistleri bile aynı fikirde değil. Kimisi altın, kimisi dolar, kimisi euro, kimisi ise çok kutuplu bir sistem diyor.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: patronlardunyasi.com