Clarity Yasası kapsamında stablecoin ödüllerine yönelik tartışmalar ve bankaların kısıtlama baskıları devam ederken, kripto şirketlerinin dijital dolar tutan kullanıcılara ödül vermesini engelleme çabaları sonuçsuz kalabilir.
Borderless.xyz CEO’su Kevin Lehtiniitty, bakiye tutma karşılığında olmasa bile platformların farklı şekillerde ödül sunmaya devam edeceğini belirtti. Lehtiniitty, bu teşviklerin platform içi etkinlikler veya kayıt bonusları gibi çeşitli yöntemlerle sağlanabileceğini vurgulayarak, Clarity Yasası’nın finansal ürünlerin etrafında geliştirilebilecek binlerce farklı yöntemi tamamen engelleyecek şekilde geçmesinin mümkün olmadığını ifade etti.
GSR Baş Hukuk ve Strateji Sorumlusu Joshua Riezman’a göre, Temsilciler Meclisi’nden geçen ancak Senato’da takılan Clarity Yasası’nda stablecoin ödülleri temel bir anlaşmazlık noktası olarak öne çıkıyor. Bu sorun, stablecoin büyümesinin hızlanması ve geçen yıl GENIUS Yasası’nın kabul edilmesinin ardından daha da yoğunlaştı.
Yasanın son taslağı, ihraççıların yalnızca stablecoin tutulması karşılığında getiri ödemesini yasaklıyor. Ancak milletvekilleri, kullanıcıları dijital dolarlarda daha büyük bakiyeler tutmaya teşvik edebilecek ödül programlarına karşı yaptırımları sıkılaştırmayı amaçlayan 100’den fazla değişiklik teklifi sundu.
Stablecoin’lere yönelik bu değişiklik teklifleri, Amerikan Bankacılar Birliği ve Banka Politika Enstitüsü gibi güçlü bankacılık savunucularından oluşan bir grubun Senatör Tim Scott ve Senatör Elizabeth Warren’a gönderdiği mektubun ardından geldi. Mektupta, yasa koyuculardan mevzuatta değişiklik yapmaları talep edildi.
İlgili kuruluşlar, belirli ödeme işlemlerinin ödül kazandırmasına izin verilirken, stablecoin bakiyeleri üzerinden faiz benzeri ödemelerin yasaklanması gerektiği fikrini destekliyor. Ancak, önerilen metnin bu yasakların etrafından dolaşılmasına olanak tanıyacak istisnalar içermesinden ve müşterileri banka mevduatları yerine stablecoin bakiyelerini büyütmeye teşvik etmesinden endişe duyuluyor.
Bankacılık lobisinin temel endişesi, kripto borsalarının kullanıcılara ödül sunmasının banka mevduatlarında erimeye yol açabileceği düşüncesine dayanıyor. Savunucular, olası bir mevduat kaçışının kredi verme kapasitelerini sınırlayacağını ve bunun da ABD ekonomisini olumsuz etkileyeceğini öne sürüyor.
Mevduat Kaçışı Endişeleri
Geçmişte Coinbase, Kraken ve Binance gibi platformlar, kullanıcıları borsalarında stablecoin formunda daha fazla varlık tutmaya teşvik etmek için çeşitli ödül programları uyguladı. ABD dolarına sabitlenmiş ve Hazine tahvili gibi likit varlıklarla desteklenen stablecoin’ler, genel olarak Bitcoin (BTC) gibi kripto paralara kıyasla daha düşük volatiliteye sahip varlıklar olarak değerlendiriliyor.
Fintek şirketlerinin yıllardır yüksek getirili hesaplar sunduğunu ve bunun ABD bankacılık sisteminde bir çöküşe yol açmadığını belirten Lehtiniitty, stablecoin getirilerinin de benzer şekilde sisteme zarar vermeyeceğini savundu.
Sektör temsilcilerinden Collins ise, düzenleyiciler ödül sistemlerini engellemeye çalışsa da girişimcilerin tüketicilere değer sunmanın ve platformlarına daha fazla kullanıcı çekmenin yeni yollarını her zaman bulacağını ifade etti.
Bu tartışmalar, Wall Street firmaları ve analistlerinin stablecoin piyasasının trilyonlarca dolarlık bir büyüklüğe ulaşabileceği yönündeki öngörüleriyle eş zamanlı olarak yaşanıyor. Mevcut durumda piyasaya, USDT token’ı ile Tether ve USDC token’ı ile ABD merkezli Circle liderlik ediyor. Amerikan piyasasında yer edinmeyi hedefleyen Tether, GENIUS Yasası ile uyumlu olacak şekilde tasarlanmış yeni bir stablecoin ihraç etti.
Stablecoin Benimsenmesi Evrim Geçiriyor
Birçok geleneksel finans kuruluşu ve ödeme şirketi, blok zinciri teknolojisini kullanan programlanabilir paraların yanı sıra stablecoin’lere de yatırım yapıyor. JPMorgan, Citigroup ve BlackRock gibi Wall Street devlerinin yanı sıra Visa ve Mastercard gibi büyük ödeme ağları da stablecoin ekosistemine entegre oluyor. Bank of America CEO’su da daha önce bankanın kendi stablecoin’ini ihraç edebileceğinin sinyalini vermişti.
William Blair analistleri, yayımladıkları bir araştırma notunda bu durumu “Stablecoin cini şişeden çıktı” şeklinde özetliyor.
Coin Bureau kurucu ortağı ve analist Nic Puckrin, stablecoin’lerin en büyük kripto kullanım senaryosu haline gelmesinin dikkat çekici olduğunu belirtti. Puckrin, bu varlıkların Stripe’tan bankalara kadar geniş bir yelpazede ödeme sistemlerine entegre edildiğini ve büyük geleneksel finans (TradFi) firmalarının bu alandan pay almaya çalıştığını vurguladı.
Köklü geçmişlere sahip Western Union ve MoneyGram gibi şirketler de küresel havale ağlarında verimliliği artırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla blok zinciri tabanlı ödeme sistemlerini kullanarak stablecoin alanına giriş yaptı.
MoneyGram CEO’su Anthony Soohoo, stablecoin’lerin giderek itibari para birimlerine benzer bir muamele gördüğünü ve bazı ülkelerin USDC’ye doğrudan ABD doları ile aynı değeri atfettiğini ifade etti. Bu eğilimin devam etmesi halinde, finansal kuruluşların stablecoin mevduatlarını nakit mevduatlarla eşdeğer tutabileceği ve itibari paraya sabitlenmiş bu token’lar üzerinden getiri ödenmesinin tartışmalı bir konu olmaktan çıkabileceği öngörülüyor.
Soohoo, stablecoin’lerin gerçek bir para birimi gibi kullanılıp üzerinden getiri elde edilebilmesi durumunda, düzenlemelerin ve yasaların da zamanla bu gerçeğe uyum sağlayacağını belirterek sürecin henüz tamamlanmadığına dikkat çekti.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: theblock.co