Eğer portföyünde ciddi bir kâr oluştuysa, bu kârı korumayı düşünmek genelde en zor anlarda değil, piyasanın yükseldiği zamanlarda zorlaşır.
Piyasalar sert düşerken, manşetler karardığında portföyünü koruma fikri çok nettir. Hatta acil hissedilir. Ama o noktada korunma için yaptığım hamleler genelde pahalıdır, aceleyle yapılır ve duygusaldır.
Piyasalar toparlandığında, volatilite düştüğünde ve portföyünün yeşile döndüğünü gördüğünde ise bu kez korunma gereksizmiş gibi gelir. Oysa arka plandaki belirsizliklerin çoğu yerli yerinde duruyor olabilir.
İşte bugün birçok yatırımcının tam olarak yaşadığı ikilem bu.
Davos sonrası piyasalarda hava yumuşadı. Risk iştahı geri geldi, volatilite düştü, “acil tehlike” hissi kayboldu. Ancak son günlerde risklerin ve endişelerin yavaş yavaş su yüzüne çıkabileceği kendini hissettiriyor.
Sakin piyasa = düşük risk demek değil
Volatilitenin düşmesi bize şunu söylüyor: Piyasa, önümüzdeki birkaç gün içinde ani bir şok beklemiyor.
Bu önemli bir sinyal olsa da tek başına yeterli değil.
Çünkü politik kararlar, para politikası yönü, değersizleştirilmiş ABD doları, yapay zeka harcamalarının yükselmesi ve değerleme tartışmaları hâlâ netleşmiş değil.
Yani piyasa şu an daha az korkuyor, ama daha emin olduğu söylenemez.
Bu ayrım kritik. Böyle dönemlerde piyasa yüzeyde sakin görünür, ama yeni bir haberle yön değiştirmeye oldukça açıktır.
Volatilite azalmış olabilir, ancak tarihsel olarak “tam anlamıyla sakin” kabul edilen seviyelerin hâlâ üzerindeyiz.
Bu ortam bizim için neden önemli?
Uzun vadeli yatırımcıların en büyük sınavı, bir sonraki hareketi tahmin etmek değildir. Asıl mesele, koşullar değiştiğinde davranışı yönetebilmektir.
Güçlü bir yükselişin ardından birçok yatırımcı aynı şeyi düşünür: “İyi kazandım ama volatilite geri gelirse bunu geri vermek istemiyorum.”
Öte yandan portföyündeki her şeyi satmak da fazla radikal gelir. Sonuçta piyasa artık panik halinde değil.
İşte bu noktada korunma, bir refleks değil planlama kararı haline gelir.
Üstelik piyasalar sakinleştiğinde, korunma genellikle daha avantajlı koşullarda yapılabilir.
Volatilite zirvedeyken korunma pahalıdır. Volatilite düşmüş ama belirsizlik sürerken ise daha kontrollü adımlar atılabilir.
Belirsizlikten somut karara geçmek
Portföyünü korumaya karar vermenin pratik bir yolu basit bir soruyla başlar: Buradan itibaren ne kadar geri vermeye razıyım?
Diyelim ki son bir yılda 100.000 dolar kâr ettin. Bu kârın 10.000 dolarını geri vermek senin için kabul edilebilir mi? 30.000 dolar? Daha fazlası?
Bunun tek bir doğru cevabı yok. Ama bir sayı belirlediğinde, korunma soyut bir fikir olmaktan çıkar ve net bir hedefe dönüşür: “Bu seviyenin altına inmek istemiyorum.”
Opsiyonlar bu resmin neresinde?
Opsiyonlarla korunma, dışarıdan bir sigorta satın almak gibi düşünülmemeli. Korunma doğrudan opsiyon piyasasında, senin vade ve hedeflerine göre oluşturulur.
En basit yöntem satım opsiyonu veya satım varantı almaktır. Bu araçlar, belirli bir süre boyunca varlığını önceden belirlenmiş bir fiyattan satma hakkı verir.
Piyasa sert düşerse, bu hak değer kazanır ve zararı dengeler. Piyasa yatay ya da yukarı giderse, opsiyon süresi dolunca kullanılmaz. Tıpkı ihtiyaç olmayan bir sigorta gibi.
Bazı yatırımcılar yakın vadeli satım opsiyonlarını tercih eder. Bu yapı, daha olası bir düzeltmeye karşı korunma sağlar ve maliyeti düşürür. Bedeli ise çok sert düşüşlerde korumanın sınırlı kalmasıdır.
Her iki durumda da amaç aynı: Belirsizliği, önceden bildiğin bir risk aralığına çevirmek.
Kâr koruma için basit bir formül
Yatırımcılar bu sorunu farklı şekillerde çözer. Genel olarak iki yaklaşım öne çıkar: ya pozisyonlarını azaltırsın, ya da pozisyonlarını korurken satım opsiyonu ile kendini sigortalarsın.
1) Pozisyonu azaltmak
En basit yol. Kâr realizasyonu, portföy dengeleme veya nakit artırma. Risk hemen düşer, ama piyasa yükselmeye devam ederse katılım azalır.
Daha muhafazakâr yatırımcılar için uygundur.
2) Yatırımda kalıp riski tanımlamak
Piyasadan çıkmadan, belirli bir süre için aşağı yönlü sınır koymak. Satım opsiyonu/varantı ile yapılır. Maliyeti bellidir.
Hem yukarı potansiyele katılmak hem de aşağıyı kontrol etmek isteyenlere uygundur.
Önümüzde neye bakmalı?
- Belirsizlik sürerken piyasalar sakin kalacak mı, yoksa volatilite geri mi dönecek?
- Güven genele mi yayılıyor, yoksa seçici mi kalıyor?
- Bu sakinlik kalıcı bir trende mi dönüşüyor, yoksa geçici bir mola mı?
Bu soruların cevabı, bugünkü rahatlamanın yeni bir dönem mi yoksa kısa bir ara mı olduğunu gösterecek.
Piyasalar şu an daha sakin, ama belirsizlik ortadan kalkmış değil. Anlamlı kârlar elde etmiş yatırımcılar için bu dönem, korunmayı panikle değil disiplinle düşünmenin tam zamanı.
Portföyünü korumak, bir düşüşü tahmin etmekle ilgili değildir. Netlik gelene kadar, ne kadar riski taşımaya razı olduğuna önceden karar vermekle ilgilidir.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı