Son üç haftada ABD spot Bitcoin ETF’lerinden 4 milyar doların üzerinde çıkış yaşandı. Bu süreçte, tek bir günde 737 milyon dolarlık çıkışla BlackRock’ın IBIT fonu öne çıktı.
Piyasa, bu gelişmeyi genellikle Bitcoin’e özgü bir sorun olarak okuyor. Ancak asıl dikkat çekici olan, yaşananların artık makro düzeyde bir likidite sorunu haline gelmesi. Bu ayrımı anlamak, fiyat baskısının kaynağını doğru değerlendirmek açısından kritik.
Bitcoin’in Temelleri Değişmedi
Verilere yakından bakıldığında, bu çıkış dalgasının tetikleyicisi Bitcoin’e özgü bir gelişme değil. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faizleri uzun süre yüksek tutma politikası ve buna bağlı olarak Hazine tahvili getirilerindeki artış, riskli varlıklardan çıkışı hızlandırıyor. Kurumsal portföy yöneticileri, risksiz getirilerin cazip hale gelmesiyle riskli varlıklardan uzaklaşıyor. Bitcoin de bu modellerin içinde yer aldığı için diğer varlıklarla birlikte değer kaybediyor.
Investing.com analistleri, çıkışların Fed kaynaklı olduğunu ve Bitcoin’in temelinde bir bozulma olmadığını vurguluyor. Bu önemli bir ayrım. Eğer çıkışlar bir varlığın zayıflığına işaret ediyorsa, yatırım tezi sorgulanır. Ancak çıkışlar genel likidite koşullarına bağlıysa, varlık sadece makro akımlardan etkileniyor demektir.
ETF Çıkışlarının Mekaniği Farklı İşliyor
Burada teknik detaylar öne çıkıyor. Bir yatırımcı ETF payını iade ettiğinde, yetkili katılımcı genellikle piyasada Bitcoin satışı yapmıyor. Bunun yerine, fondan aldığı Bitcoin’i kendi kontrolündeki cüzdan adresine çekiyor. Bu süreçte, Bitcoin fonun saklama kuruluşundan (örneğin Coinbase Custody veya Fidelity Digital Assets) başka bir kurumsal cüzdana aktarılıyor.
Bu nedenle, büyük ölçekli ETF çıkışları zincir üstü hareketlilikte artış olarak görünse de, bunların önemli bir kısmı sadece cüzdanlar arası transferlerden ibaret. Gerçek satış baskısı yaratmıyor.
Başlıkta yer alan çıkış tutarları ile piyasadaki gerçek satış baskısı arasındaki fark, ETF akış verilerinin piyasa duyarlılığını ölçmek için yararlı olsa da, doğrudan arz-talep şokunu yansıtmadığını gösteriyor.
Toplamda Hâlâ Pozitif Bir Tablo Var
Mayıs ayındaki çıkışlar tüm tabloyu yansıtmıyor. Yıl başından bu yana bakıldığında, toplam net girişler yaklaşık 536 milyon dolar seviyesinde ve hâlâ pozitif. BlackRock’ın IBIT fonu, bu ayın kayıplarına rağmen yıl başından bu yana 2,7 milyar dolar net girişle önde.
SEC’in Ocak 2024’te spot Bitcoin ETF’lerine onay vermesinden bu yana, toplam girişler yaklaşık 58,7 milyar dolara ulaştı. Son iki haftada yönetilen varlıklar (AUM) 156,9 milyar dolardan 148,7 milyar dolara geriledi. Bu düşüşte hem çıkışlar hem de Bitcoin fiyatındaki gerileme etkili oldu. AUM, hem fiyat hem de fon akışlarıyla birlikte hareket ettiği için bu iki unsurun karıştırılması sık yapılan bir hata.
Piyasanın Dikkat Çektiği “Twist”
Zincir üstü analiz şirketi Santiment, tarihsel olarak büyük ETF girişlerinin genellikle fiyat zirvelerine, uzun süreli çıkış dönemlerinin ise birikim ve toparlanma bölgelerine denk geldiğine dikkat çekiyor. Bu mantık, yatırımcılar için cazip bir okuma sunuyor.
Ancak burada önemli bir nokta var: Korelasyon, nedensellik anlamına gelmiyor. Çıkışların toparlanma öncesinde yaşanması, doğrudan toparlanmaya yol açtığı anlamına gelmiyor. Asıl mekanizma, ETF satışlarının fiyatı yukarı taşıyan likiditeyi tüketmesiyle satış baskısının ortadan kalkması. Toparlanma, çıkışların ardından yeni satış baskısı kalmadığında gerçekleşiyor.
Santiment verilerini zamanlama aracı olarak kullananlar için bu önemli bir uyarı. Bu gözlem, piyasa döngülerini anlamak açısından faydalı olsa da, mekanik bir sinyal değil.
Bu Eğilim Sürerse Ne Değişir?
Asıl soru, mayıs ayındaki çıkışların tekrarlanıp tekrarlanmayacağı değil. Bitcoin ETF talebi ile geleneksel portföy tahsisleri arasındaki yapısal bağın derinleşip derinleşmediği ve bunun Bitcoin’i Fed kaynaklı döngülere daha duyarlı hale getirip getirmediği.
Ocak 2024’e kadar Bitcoin’in fiyatı, ağırlıklı olarak zincir üstü yatırımcılar, borsalar ve madenciler tarafından belirleniyordu. Artık marjinal alım-satım emirlerinin önemli bir kısmı, teknoloji hisseleri veya yüksek getirili tahvil fonlarıyla aynı makro tetikleyicilere göre portföylerini yeniden dengeleyen finansal kurumlar üzerinden geliyor.
Bu durum, Bitcoin’in kurumsal altyapıya entegre olmasının doğal bir sonucu. Ancak, Bitcoin’in daha önce genel likidite koşullarından bağımsız olarak yükseliş gösterebildiği dönemlerin artık daha az güvenilir olduğunu gösteriyor.
Fed’in politika değişikliğine gitmesi halinde, ETF akışlarının da faiz indirimi beklentileriyle birlikte hızla pozitife dönüp dönmeyeceği izleniyor olacak. Eğer akışlar, daha gevşek bir faiz ortamında da negatif kalırsa, o zaman makro gürültünün ötesinde Bitcoin’e özgü bir zayıflık aranabilir.
Şu an için 4 milyar dolarlık çıkış, Bitcoin’in niş bir deney olmaktan çıkıp portföy yöneticilerinin gözünde diğer riskli varlıklarla aynı şekilde değerlendirildiğini gösteriyor. Asıl önemli olan, Bitcoin’in geleneksel finans dünyasındaki yeni konumunun, onu diğer varlıklarla benzer şekilde etkilenir hale getirmesi. Bu da, ileride yaşanacak toparlanmaların daha sağlam temellere dayanmasını sağlayabilir.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ainvest.com