Dünyanın en büyük demir cevheri üreticileri arasında yer alan Rio Tinto ve BHP gibi madencilik devleri için sektörün ağırlık merkezi değişiyor. Çin’in çelik üretimindeki yavaşlama ve demir cevheri arzındaki artış, elektrikleşme, yapay zeka ve enerji dönüşümünün bakıra olan talebi artırmasıyla birlikte, bu şirketlerin kâr yapısı yeniden şekilleniyor. Rio Tinto’nun son yarıyıl sonuçları bu dönüşümün en net göstergesi oldu. Şirketin düzeltilmiş kârı %43 artışla 6,85 milyar dolara yükselirken, ilk kez demir dışı faaliyetlerin performansı demir cevherini geride bıraktı. Bakır ve alüminyum, toplam kârın %56’sını oluşturdu; bakırın tek başına payı ise %39’a ulaştı. BHP’de de benzer bir tablo ortaya çıktı. Şirketin geçen yılın son altı aylık dönemine ilişkin sonuçlarında, bakır yan ürünlerle birlikte 7,95 milyar dolarlık faaliyet kârı ile ilk kez demir cevherini geçti. Demir cevherinin katkısı 7,50 milyar dolar olurken, bakır grubun toplam düzeltilmiş faaliyet kârının %51’ini oluşturdu.
Madencilik devlerinin yön değiştirmesinde yalnızca üretim artışı değil, fiyat performansı da etkili oluyor. Londra’da bakır fiyatı 29 Ocak’ta ton başına 14.527,50 dolarla rekor kırdı. 8 Nisan’da 8.105 dolara kadar gerileyen fiyat, ardından güçlü bir toparlanmayla yeniden 14 bin dolar seviyesine yaklaştı. Böylece yaklaşık 15 aylık dönemde %68’lik bir yükseliş kaydedildi. Demir cevherinde ise benzer bir hareketlilik görülmedi. Singapur Borsası’ndaki demir cevheri kontratları son iki yılda büyük ölçüde 90-120 dolar/ton bandında seyretti ve son dönemde 100 dolar civarında kaldı. Ayrıca Çin’in çelik üretimindeki yavaşlama, demir cevheri için uzun vadeli büyüme hikayesini zayıflatıyor. Bakırda ise tablo farklı. Elektrikli araçlardan elektrik şebekelerine, akıllı telefonlardan yapay zeka veri merkezlerine kadar ekonominin giderek daha fazla elektrik tüketmesi, bakır talebini yapısal olarak destekliyor. Buna karşılık yeni bakır madenlerinin geliştirilmesi uzun yıllar alıyor. Bu nedenle arzın talebe yetişememesi, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.
Uzmanlara göre BHP ve Rio Tinto’nun dönüşümü, madencilik sektörünün geleceğine ilişkin daha büyük bir değişimin işareti olarak görülüyor. Rio Tinto’nun 2025 üretimine göre dünyanın 10’uncu büyük bakır madencisi haline gelmesi ve BHP’de bakırın demir cevherini geride bırakması bu dönüşümü doğruluyor.
Bakır piyasasının zaten kırılgan olan arz dengesi, Şili’deki aşırı hava koşullarıyla yeni bir sınavdan geçiyor. Son haftalarda etkili olan yoğun kar, yağmur ve şiddetli rüzgarlar, Anglo American, Antofagasta, Lundin Mining ve Codelco gibi büyük üreticilerin faaliyetlerinde aksamalara yol açtı. Dünyanın en büyük bakır üreticisi Şili’nin 2026 üretim tahminini %2 azaltarak 5,3 milyon tona çekmesi de arz endişelerini artırdı. Uzmanlar, küçük bir üretim kaybının bile fiyatlarda daha sert hareketlere neden olabileceği uyarısında bulunuyor.
Piyasanın bir diğer gündemi ise Trump yönetiminin bakır ithalatına yönelik olası gümrük vergileri. ABD’nin nihai kararını açıklamaması, fiziki bakırın ülkeye akışını hızlandırırken küresel stokların bölgesel olarak parçalanmasına yol açıyor. ABD, yüksek fiyat primi sayesinde fiziki bakırı kendine çekiyor. ABD’deki CME depoları, küresel görünür bakır stoklarının %58’ini barındırırken, Şanghay Borsası stokları mart ayındaki 433 bin tondan yaklaşık 70 bin tona kadar geriledi. Londra’daki stoklar da mayıstaki 400 bin tonun üzerindeki seviyeden 262 bin tona düştü. ABD’de rafine bakır ithalatı ise yılın ilk beş ayında %13 artışla 763 bin tona ulaştı.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: ekonomim.com