BeOne Medicines, 80 yaş üzeri CLL hastalarında BRUKINSA’nın kalıcı faydasını gösteren Faz 3 verilerini açıkladı

Google News Icon Takip Et

BeOne Medicines (ONC), kronik lenfositik lösemi (CLL) veya küçük lenfositik lenfoma (SLL) tanısı almış, 80 yaş ve üzeri hastalarda yürütülen büyük ölçekli Faz 3 veri setini açıkladı. Yaklaşık 6,5 yıllık takip sonucunda BRUKINSA tedavisinin kalıcı fayda sağladığı gösterildi ve ilacın temel BTK inhibitörü rolü bir kez daha vurgulandı. BRUKINSA, Faz 3 çalışmada ibrutinib’e kıyasla üstün etkinlik gösteren tek BTK inhibitörü olma özelliğini taşıyor. Bu veriler, tedaviye yeni başlayan yaşlı CLL hastalarına ait en büyük veri setlerinden biri olarak 2026 Avrupa Hematoloji Derneği (EHA) Kongresi’nde sunulacak.

BeOne Medicines Hematoloji Medikal Direktörü Amit Agarwal, CLL tanısında medyan yaşın 70, tedavi başlangıcında ise ortalama yaşın 75 olduğunu, ancak birçok önemli klinik çalışmada pratikte en sık karşılaşılan yaşlı hasta grubunun yeterince temsil edilmediğini belirtti. Agarwal, BRUKINSA’nın kalıcı faydasının 80 yaş ve üzeri, yüksek riskli özelliklere sahip hastalarda da devam ettiğini, ayrıca klinik çalışmalar ve gerçek yaşam verilerinde gözlemlenen düşük atriyal fibrilasyon oranlarının, yaşlı popülasyonda ilacın tolere edilebilirliğini desteklediğini vurguladı. Bu bulgular, ilk basamak tedavi kararlarında güven sağlıyor ve BRUKINSA’nın CLL’de temel BTK inhibitörü rolünü güçlendiriyor.

SEQUOIA alt grup analizinde, BRUKINSA ile tedavi edilen CLL hastalarında yaşın tedavi faydasını sınırlamadığı görüldü. Analizde, çalışmaya 80 yaş ve üzerinde dahil edilen 38 hasta BRUKINSA aldı. Medyan yaş 81 (80–87 arası) olarak kaydedildi ve hastaların %36,8’inde del(17p) ve/veya TP53 mutasyonu, %57,9’unda ise mutasyonsuz IGHV tespit edildi. Medyan 78,8 aylık takipte BRUKINSA ile tedavi edilen hastalarda kalıcı fayda devam etti. Öne çıkan bulgular şöyle:

Yanıt oranı (ORR): %100, tam yanıt oranı %18,4

72 ayda progresyonsuz sağkalım (PFS): %63,8 (Güven aralığı %95, 44,6–77,8)

72 ayda genel sağkalım (OS): %75,9 (Güven aralığı %95, 58,7–86,7)

Hastaların %36,8’i halen BRUKINSA tedavisine devam ediyor

Güvenlik: Uzun dönem takipte BRUKINSA’nın bilinen güvenlik profiliyle uyumlu ve yaşlı hastalarda uzun süreli tedaviyi destekleyecek düzeyde tolere edilebilirlik gösteriyor.

Milano’daki Niguarda Kanser Merkezi Hematoloji Bölümü Medikal Direktörü Alessandra Tedeschi, 80 yaş üzeri CLL hastalarının sıklıkla ek sağlık sorunları bulunduğunu ve bu popülasyonda uzun vadeli veri eksikliğinin tedavi kararlarını zorlaştırdığını belirtti. Tedeschi, SEQUOIA analizinde zanubrutinib ile tedavi edilen yaşlı hastalarda, yüksek riskli özellikler dahil olmak üzere, kalıcı fayda ve yönetilebilir güvenlik profili gözlemlendiğini söyledi. Bu sonuçların, hekimlere yaşlı hasta grubunda uzun vadeli veri sağladığını ekledi.

Yaşlı CLL hastalarında veri eksikliğine çözüm

CLL, ağırlıklı olarak yaşlı erişkinlerde görülen bir hastalık. Tanı anında medyan yaş 70; yeni vakaların yaklaşık %69’u 65 yaş ve üzeri, %36’sı ise 75 yaş ve üzeri hastalarda konuluyor. Buna rağmen, 80 yaş ve üzeri erişkinler, kritik CLL çalışmalarında tarihsel olarak yeterince temsil edilmediği için, klinisyenlerin en sık tedavi ettiği hasta grubunda optimal yönetim konusunda belirsizlikler oluşuyor.

Yaş faktörünün ötesinde, CLL hastalarında özellikle kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere ciddi eşlik eden hastalık yükü bulunuyor. Bir çalışmada, CLL hastalarının %32’sinde yaygın kardiyovasküler hastalık saptanırken, çoğunda üç veya daha fazla farklı kardiyovasküler durum mevcut. Bu riskler yaşla birlikte artıyor; örneğin, atriyal fibrilasyon sıklığı 80 yaş ve üzeri erişkinlerde yaklaşık %9’a ulaşıyor. CLL’de de atriyal fibrilasyon riski yaşla birlikte yükseliyor ve en yüksek risk 75 yaş ve üzeri hastalarda görülüyor.

Bu alt grup analizi, klinik pratikte en sık karşılaşılan hasta grubunda uzun vadeli veri sunarak söz konusu boşluğu doldurmayı amaçlıyor.

78 aylık SEQUOIA verileri, BRUKINSA’nın CLL’de temel BTK inhibitörü rolünü güçlendiriyor

Alt grup analizi, 78 aylık SEQUOIA veri setiyle birlikte sunulacak. Bu veri seti, birinci basamak CLL’de yeni nesil BTK inhibitörü için bildirilen en uzun takip süresine sahip. 78 ay sonunda BRUKINSA ile progresyonsuz sağkalım oranı %71,8, bendamustin-rituksimab ile ise %31 olarak kaydedildi. Diğer öne çıkan bulgular:

78 ayda COVID’e göre düzeltilmiş PFS: BRUKINSA için %74,6, BR için %31,4

Mutasyonsuz IGHV hastalarında PFS: BRUKINSA için %70,4, BR için %17,4

Mutasyonlu IGHV hastalarında PFS: BRUKINSA için %81,8, BR için %45,1

78 ayda COVID’e göre düzeltilmiş PFS2: BRUKINSA için %84,7, BR için %76,4

BRUKINSA ile tedavi edilen ve hastalığı ilerleyen hastaların (241 hastadan 26’sı) yarısı, BCL2 inhibitörü tabanlı kurtarma tedavisi aldı ve %69,2’sinde üç yılı aşkın takipte ilerleme gözlenmedi.

Gerçek yaşam verileri, BRUKINSA’nın TN CLL’de sınıfının en iyisi BTK inhibitörü olduğunu gösteriyor

SEQUOIA’dan elde edilen güncellemelerin yanı sıra, BeOne, 250.000’den fazla hastayı kapsayan yeni analizlerden elde edilen verileri de sunacak. Bu analizler, BRUKINSA kullanımının diğer BTK inhibitörlerine kıyasla tutarlı ve anlamlı gerçek yaşam faydalarını ortaya koyuyor. Öne çıkan noktalar:

Güvenlik: Önceki BRUKINSA çalışmalarının sonuçlarıyla uyumlu, yeni bir güvenlik sinyali yok.

Gerçek yaşamda, CLL/SLL tanısı alıp BTK inhibitörüyle birinci basamak tedavi gören 10.523 Medicare hastasının analizinde, BRUKINSA ile tedavi edilenlerde ölüm, bir sonraki tedaviye geçiş veya tedaviyi bırakma riski, ibrutinib veya akalabrutinib kullananlara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha düşük bulundu. Benzer sonuçlar yaş gruplarında da gözlendi.

Komodo veri tabanında tedaviye yeni başlayan 16.788 CLL hastasının analizinde, BRUKINSA ile tedavi edilenlerde bir sonraki tedaviye geçiş süresi (TTNT) ve genel sağkalım (OS) daha uzun oldu.

Yeni tanı alıp BTK inhibitörüyle tedaviye başlayan 233.362 CLL hastasının geriye dönük analizinde, bir yıl içinde atriyal fibrilasyon oranı BRUKINSA’da %11, akalabrutinib’de %13, ibrutinib’de ise %16 olarak bulundu.

Avrupa’da hasta tercihleri: İlk basamak CLL tedavisinde en önemli faktörler

Beş büyük Avrupa ülkesinde yapılan bir analiz, hastaların ilk basamak CLL tedavi kararlarında en çok önem verdiği faktörlere ışık tutuyor. Yapay zekâ tabanlı semantik analizle, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve Birleşik Krallık’tan 2.699 CLL hastasının 44.451 çevrim içi mesajı incelendi (Ocak 2020–Aralık 2025 arası). Temel bulgular şöyle:

Tedavi kararları genellikle hematologlar tarafından yönlendirilirken, ortak karar alma sınırlı kaldı; Birleşik Krallık’ta hastaların yalnızca %7’si, Almanya’da ise %11’i tedavi kararına aktif katılım bildirdi.

Güvenlik (%22–42), klinik profil/hastalık şiddeti (%9–25) ve etkinlik (%11–15), tüm ülkelerde hastalar tarafından en sık belirtilen tedavi seçimi faktörleri oldu.

Hastalar, etkinliği; hastalığın gözle görülür şekilde kontrol altına alınması, remisyon, yanıt hızı ve günlük yaşama dönüşü mümkün kılan kalıcılık olarak tanımladı.

Tedavi süresi, yani hastaların tedavide ne kadar kaldığı, her ülkede %5’in altında bir oranla en az bahsedilen faktörler arasında yer aldı.

Bu bulgular, ilk basamak CLL tedavisinde hastaların en çok değer verdiği etkinlik, güvenlik ve ortak karar alma unsurlarının tedavi görüşmelerinde önceliklendirilmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: stocktitan.net