ABD Yüksek Mahkemesi, geçen ay Alman tarım kimyasalları ve ilaç şirketi Bayer’e önemli bir hukuki zafer kazandırdı. Mahkeme, Bayer’in Roundup adlı yabani ot ilacındaki glifosat maddesinin kansere yol açtığı iddiasıyla açılan binlerce davayı sınırlandırdı.
Bayer, 2018’de ABD’li Roundup üreticisi Monsanto’yu satın aldıktan sonra Roundup işini yeni bir birim altında topladı ve Çin’den ithal edilen glifosata gümrük vergisi talep etti.
Son aylarda pestisit sektöründe başka önemli gelişmeler de yaşandı. Şubat ayında, Bayer ve Syngenta tarafından üretilen dicamba adlı yabani ot ilacının bazı kısıtlamalarla iki sezon boyunca yeniden kullanımına onay verildi. Nisan ayında ise ABD Balık ve Yaban Hayatı Servisi, atrazin adlı pestisitin incelediği tehdit altındaki türler için yok olma riski oluşturmadığı yönünde biyolojik görüş bildirdi.
Bayer’in davasında, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimi Roundup üreticisinin yanında yer aldı. Bu tutum, Trump’ı 2024 seçim kampanyasında destekleyen ve ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Robert F. Kennedy Jr.’ın “Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Yap” hareketinde yer alan pestisit karşıtlarıyla yönetim arasında görüş ayrılığına yol açtı.
Çevre Çalışma Grubu’nun CEO’su Ken Cook, Trump yönetiminin “bizim seçmenimiz büyük çiftçiler ve pestisit şirketleri” yaklaşımını benimsediğini söyledi. Cook, kendi kuruluşu ve pestisit kullanımına sınırlama getirilmesini isteyen diğer grupların uzun süredir EPA’nın pestisit programından memnun olmadığını, eski Başkan Joe Biden döneminde ise “en azından daha temkinli” bir yaklaşım sergilendiğini belirtti.
EPA ise bazı durumlarda yeni kısıtlamalar getiren kararlarının, “çiftçiler ve çevre için doğrudan etki yarattığını, üreticilerin daha modern ve hassas kimyasallarla daha azla daha fazlasını başarabildiğini” savundu.
Bayer, Yüksek Mahkeme kararının “bilim, çiftçiler ve inovasyon için düzenleyici netliğe ihtiyaç duyan sektörler açısından olumlu” olduğunu açıkladı.
ABD’de en çok tartışılan üç pestisitin mevcut hukuki ve düzenleyici durumu şöyle:
GLİFOSAT: YÜKSEK MAHKEME’DEN BAYER’E ZAFER
25 Haziran’da ABD Yüksek Mahkemesi, Bayer için bugüne kadarki en büyük hukuki zaferi verdi. 7’ye 2 oyla alınan kararda, davacıların, kansere yol açma riskiyle ilgili uyarı etiketi eklenmediği gerekçesiyle Bayer’e eyalet yasalarını ihlal ettiği iddiasıyla dava açamayacağı belirtildi.
Kararın ardından Bayer hisseleri son 23 yılın en büyük yükselişini yaşadı. Şirket, Roundup kullanan ve ürünün kansere yol açtığını iddia eden on binlerce davayla karşı karşıyaydı.
Bayer, perşembe günü bir federal yargıcı, Roundup’ın kansere yol açtığı iddiasıyla açılan yaklaşık 4.000 davayı birleştiren federal davaların sona erdirilmesi için ikna etmeye çalıştı. Bu davaların sona ermesi, Bayer’in yabani ot ilacı üretimini durdurmasına yol açabilecek finansal yükü ortadan kaldıracak.
Glifosat, kansere ve başka sağlık sorunlarına yol açtığı iddiasıyla uzun süredir eleştiriliyor. Bayer ise pestisitin güvenli şekilde kullanılabileceğini savunuyor.
DICAMBA: İKİ SEZONLUK ONAY
Bayer ve Syngenta tarafından üretilen dicamba, genetiği değiştirilmiş pamuk ve soya fasulyesi tarlalarında kullanılıyor.
Çevre grupları, dicamba’nın uygulandığı alanlardan rüzgarla sürüklenerek komşu bitkilere zarar verebildiği gerekçesiyle bu ilaca karşı çıkıyor.
2024’te bir ABD Bölge Mahkemesi, Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA) üç dicamba ürünü için onay sürecinde kamuoyu görüşünü ihlal ettiğine hükmetti ve ürünlerin ruhsatlarını iptal etti. Bu nedenle çiftçiler, 2025’te dicamba kullanamayacak.
Şubat 2026’da EPA, yeni yönergelerle birlikte, maksimum uygulama oranının düşürülmesi ve sıcak havalarda kullanımın sınırlandırılması gibi kısıtlamalarla, dicamba içeren ürünlerin önümüzdeki iki sezon için onaylandığını açıkladı.
Dicamba kullanımına karşı çıkan Biyolojik Çeşitlilik Merkezi, bu önlemlerin etkisiz ve uygulanmasının zor olacağını savundu.
EPA ise onayın “bilerek geçici” olduğunu ve “bu herbisit için şimdiye kadar getirilen en sıkı kuralları” içerdiğini belirtti.
ATRAZİN: ABD KURUMU YOK OLMA RİSKİ OLMADIĞINI SÖYLÜYOR
Syngenta tarafından üretilen ve yaygın olarak kullanılan atrazin, özellikle şeker kamışı ve mısır gibi tarım ürünlerinde tercih ediliyor.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne göre, bazı bilimsel çalışmalar atrazinin belirli kanser türleri ve erken doğum oranlarında artışla bağlantılı olabileceğini gösteriyor.
EPA, şu anda atrazin için ruhsat yenileme incelemesi yürütüyor. Mayıs ayında, bu incelemenin bir parçası olarak ABD Balık ve Yaban Hayatı Servisi, atrazinin incelediği tehdit altındaki veya nesli tükenme riski altındaki türler için yok olma riski oluşturmadığı yönünde biyolojik görüş sundu.
Kurum, “Atrazinin ruhsatının bu türlerin varlığını tehlikeye atmayacağını öngörüyoruz” açıklamasında bulundu.
Bu inceleme, EPA’nın pestisit için yürüttüğü ruhsat yenileme sürecinin bir adımı.
Bu sonuç, EPA’nın 2021’deki biyolojik değerlendirmesinden farklı. O dönemde kimyasalın 1.000’den fazla koruma altındaki türü olumsuz etkileyebileceği belirtilmişti.
Biyolojik Çeşitlilik Merkezi’nden Nathan Donley, “Trump yönetimi, atrazinin çevresel ve sağlık risklerini ciddiye almak yerine, pestisit endüstrisinin taleplerini yerine getirerek bu tehlikeli kimyasalın toprak ve suyumuzu zehirlemeye devam etmesine izin verdi” dedi.
EPA ise bu görüşün kurum dışında hazırlandığını ve ruhsat yenileme süreci devam ederken yeni bilimsel verilerin dikkate alınacağını vurguladı.
2025’te Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, atrazinin “muhtemelen insanlar için kanserojen” olduğunu açıkladı.
Syngenta’nın atrazin için hazırladığı bir internet sitesinde ise, kimyasalın talimatlara uygun kullanıldığında insan sağlığına veya çevreye olumsuz etkisi olmadığı savunuluyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: marketscreener.com