ASELS hisseleri son bir yılda %220’nin üzerinde yükselerek endeks üzerinde bir performans sergilerken, bu hareketin yalnızca kısa vadeli fiyat dinamikleri ile açıklanması yetersiz kalıyor.
Özellikle son dönemde ABD-İran hattında artan gerilim ve bunun küresel ölçekte jeopolitik riskleri yukarı taşıması, savunma sanayi şirketlerine yönelik talep beklentilerini destekleyen önemli bir dışsal faktör olarak öne çıkıyor.
Hisse performansı, daha çok şirketin operasyonel ölçekte yakaladığı büyüme, rekor seviyelere ulaşan sipariş büyüklüğü ve iyileşen kârlılık yapısının piyasa tarafından fiyatlanmaya başlanması olarak değerlendirilmeli.
Bu noktada hisse performansının, şirketin temel dinamiklerini daha fazla yansıtmaya başladığı görülüyor.
Küresel savunma harcamalarındaki artış Aselsan’ın temel büyüme hikayesini destekliyor
Aselsan’ın faaliyet gösterdiği alanın makro dinamikleri güçlü kalmaya devam ediyor. Küresel savunma harcamalarının GSYH’ye oranının %2,0-2,5 bandına doğru genişlemesi, sektör genelinde sürdürülebilir bir talep zemini oluşturuyor.
Bu çerçevede Aselsan’ın 2025 yılında 9,6 milyar dolar yeni sipariş alması, bu makro talep artışından doğrudan faydalandığını göstermesi açısından önemli. Özellikle 2,1 milyar dolarlık ihracat siparişi, talebin yalnızca lokal değil global ölçekte de genişlediğine işaret ediyor.
Bu noktada Aselsan radar, elektronik harp, hava savunma ve haberleşme sistemlerindeki güçlü konumlanması ile bu talep artışından doğrudan faydalanabilir. Artan uluslararası sözleşmeler de bu konumlanmayı destekleyen önemli bir veri noktası olarak öne çıkıyor.
Rekor seviyedeki bakiye siparişler gelir görünürlüğünü belirgin şekilde artırıyor
Şirketin 2025 yıl sonu itibarıyla 20,4 milyar dolar seviyesine ulaşan bakiye sipariş büyüklüğü, yatırım hikayesinin en güçlü bileşenlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu büyüklük, 6 milyar dolar olan mevcut yıllık gelirin yaklaşık 3,5-4 katına denk gelirken ileriye dönük gelir görünürlüğünü oldukça güçlü hale getiriyor.
Alınan iş/satışlar oranının 2,2 seviyesinde olması ise şirketin yarattığı hasılatın çok üzerinde yeni iş kazandığını göstermesi açısından önemli. Çünkü bu, büyümenin yalnızca güçlü değil aynı zamanda öngörülebilir olduğunu okumamızı sağlıyor.
Bununla birlikte bekleyen siparişlerin %90’dan fazlasının döviz bazlı olması, gelir kalitesi ve finansal dayanıklılığı destekleyen kritik bir unsur olarak değerlendirilebilir.
İhracat odaklı dönüşüm ve ürün karması marj kalitesini yukarı taşıyor
Aselsan’ın son dönemdeki en belirgin dönüşümlerinden biri, ihracat tarafındaki ivme ve ürün karmasındaki değişim olarak öne çıkıyor. İhracat gelirlerinin toplam satışlar içindeki payının %20’nin üzerine çıkması, şirketin daha yüksek fiyatlama gücüne sahip pazarlara erişimini artırıyor.
Bununla birlikte yüksek katma değerli sistemlerin toplam satışlar içindeki payının artması, marj yapısının yukarı taşınmasını destekliyor. Nitekim 2025 yılındaki %26,2 seviyesinden son çeyrekte %27,7’ye yükselen FAVÖK marjı, bu dönüşümün somut bir çıktısı. Bu, büyümenin yalnızca hacim artışından değil, aynı zamanda kârlılık kalitesindeki iyileşmeden beslendiğine işaret ediyor.
Operasyonel performanstaki güçlenme net kâr büyümesini destekliyor
Şirketin 2025 yılında net kârını yıllık %50 artırarak yaklaşık 30 milyar TL seviyesine taşıması ve son çeyrekte %55 artışla 17,8 milyar TL’ye ulaşması, operasyonel performanstaki güçlenmenin finansallara yansıdığını gösteriyor. Bu artışta operasyonel marjlardaki iyileşmenin yanı sıra finansal giderlerdeki normalleşme ve parasal kazanç kalemleri de etkili olsa da ana trendin operasyonel güçlenmeden beslendiği görülüyor.
Bu nedenle yatırımcıların yalnızca net kâr büyümesine değil, FAVÖK marjı ve operasyonel verimlilik göstergelerine odaklanması daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.
Güçlü nakit üretimi ve temettü kararı bilanço kalitesini teyit ediyor
Aselsan’ın bilanço tarafında da belirgin bir iyileşme söz konusu. Net borcun 24,8 milyar TL’den 13,9 milyar TL seviyesine gerilemesi ve Net Borç/FAVÖK oranının 0,5’ten 0,3 seviyesine düşmesi, finansal kaldıraç riskinin azaldığını gösteriyor.
Bununla birlikte yaklaşık 49 milyar TL seviyesine ulaşan operasyonel nakit akışı, şirketin yüksek yatırım dönemine rağmen güçlü nakit üretmeye devam ettiğine işaret ediyor. Açıklanan 1,95 milyar TL brüt temettü kararı ile birlikte değerlendirildiğinde, Aselsan’ın büyüme yatırımları ile nakit dağıtımı arasında denge kurabildiğini göstermesi açısından önemli.
2026 beklentileri: Büyüme devam ediyor ancak normalleşme sinyalleri var
Aselsan, yılın ilk çeyreğine ilişkin finansallarını 28 Nisan’da açıklayacak. Şirket yönetimi 2026 yılı tamamı için %10’un üzerinde gelir büyümesi, %24’ün üzerinde FAVÖK marjı ve 50 milyar TL’nin üzerinde yatırım harcaması öngörüyor. Bu beklentiler, 2025 yılında gerçekleşen %15 gelir büyümesi ve %26,2 FAVÖK marjı ile kıyaslandığında, büyümenin devam edeceğini ancak bir miktar normalleşeceğini gösteriyor.
Bu noktada iki çıkarım öne çıkıyor:
- Yüksek baz etkisi nedeniyle büyüme oranlarında sınırlı bir yavaşlama beklenmesi doğal karşılanmalı.
- Marjların %24+ seviyesinde korunması, şirketin operasyonel disiplinini sürdürdüğüne işaret etmesi açısından kritik.
Bununla birlikte, analist tahminlerinde 2026 için %15-20 bandında gelir büyümesi öngörülmesi, şirketin verdiği rehberliğin yukarı yönlü revizyon potansiyeli taşıyabileceğini de düşündürüyor.
Kapasite yatırımları büyümenin sürdürülebilirliği açısından belirleyici olacak
2026 yılı için planlanan 50 milyar TL üzeri yatırım harcaması, mevcut yaklaşık 180 milyar TL ciroya oranla %25-30 bandına işaret ediyor. Bu yatırımların temel amacı, artan sipariş hacmini karşılayabilecek üretim altyapısını oluşturmak ve teslimat hızını artırmak olarak öne çıkıyor.
Ancak bu noktada yatırım takvimi ve projelerin devreye alınma süresi kritik bir risk faktörü olarak belirtilebilir. Çünkü talep tarafı güçlü kalmaya devam etse bile kapasite artışlarının gecikmesi büyüme hızını sınırlayabilir.
Dolayısıyla önümüzdeki dönemde yatırım harcamalarının verimliliği ve kapasite kullanım oranları yakından izlenmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor.
Çarpanlardaki yükseliş büyümenin önemli ölçüde fiyatlandığını gösteriyor
Aselsan’ın mevcut değerleme seviyelerine bakıldığında, yaklaşık 60 bandında olan F/K oranı ve 40’ın üzerindeki FD/FAVÖK çarpanlarıyla yüksek seviyelerde işlem gördüğü belirtilebilir.
FD/bekleyen sipariş oranının ise 2 seviyesine ulaşması, şirketin güçlü bekleyen sipariş yapısının yüksek bir katsayıyla fiyatlandığını gösteriyor. Yani Aselsan hem kendi tarihsel ortalamalarına hem de küresel benzerlerine kıyasla primli bir değerlemeye sahip.
Piyasanın güçlü büyüme, yüksek sipariş görünürlüğü ve artan kârlılık beklentilerini önden fiyatladığı belirtilebilir.
Bu noktada Aselsan artık “erken aşama büyüme” hikayesinden “fiyatlanmış büyüme” fazına geçmiş durumda. Bu da hisse performansının devamının, beklentilerden ziyade bu beklentilerin gerçekleşmesine bağlı olacağına işaret ediyor.
Özellikle sipariş büyümesinin devamı, bekleyen siparişlerin gelir dönüş hızı ve marjların korunması, önümüzdeki dönemde hisse performansı açısından belirleyici olacak temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Teknik görünüm: Yükseliş trendi ivme kazanırken kritik direnç test ediliyor
Aselsan grafiğinde son dönemde öne çıkan en önemli unsur, orta vadeli yükseliş trendinin ivme kazanmasıyla birlikte fiyatın yeni bir fiyatlama bandına geçmesi.
Özellikle 300 TL çevresinde oluşan yatay-sıkışık yapının yukarı yönlü kırılması ve fiyatın bu bölgenin üzerine güçlü şekilde yerleşmesi, teknik anlamda trendin yeniden hızlandığına işaret ediyor. Bu kırılımın ardından gelen sert yükselişle birlikte hissenin kısa sürede 400 TL üzerine taşınması, alıcıların belirgin şekilde güç kazandığını gösteriyor.

Bu hareketle birlikte fiyatın 330-350 TL bandındaki denge alanından çıkarak hızlı şekilde 410-420 TL bandına yönelmesi yalnızca kısa vadeli bir momentum değil, aynı zamanda trend devamına işaret eden bir fiyatlama olarak değerlendirilmeli.
Ancak gelinen noktada grafik, kritik bir direnç bölgesine oldukça yakın seyrediyor. Özellikle 425-430 TL bandı, Fibonacci 2,618 seviyesine denk gelmesi ve fiyatın burada yavaşlamaya başlaması nedeniyle güçlü bir direnç alanı olarak öne çıkıyor.
Nitekim son yükselişin bu bölgeye yaklaşırken ivme kaybetmesi, kısa vadede fiyatın bu seviyede bir denge arayışına girebileceğini gösteriyor.
Gösterge tarafında ise RSI’ın 70 seviyesinin üzerine çıkarak 72 bandına ulaşması, hissenin kısa vadede aşırı alım bölgesine girdiğine işaret ediyor. Bu, yükseliş trendinin sona erdiği anlamına gelmekten ziyade mevcut hareketin ardından bir miktar soluklanma ya da yatay konsolidasyon ihtimalinin arttığını gösteriyor.
Bu yüzden olası geri çekilmeler trend zayıflığı olarak değil, güçlü hareket sonrası sağlıklı bir düzeltme olarak değerlendirilmeli.
Yukarı yönlü senaryoda 430 TL seviyesinin hacimli şekilde kırılması, teknik görünümde yeni bir ivmelenme fazına geçiş anlamına gelebilir. Bu durumda fiyatın önce Fibo 3,618 seviyesi olan 485 TL seviyesine, ardından Fibo 4,236 seviyesi olan 520 TL bandına doğru hareket alanı bulması mümkün. Özellikle 485 TL seviyesi, ara direnç olarak öne çıkarken 520 TL bandı bir sonraki majör hedef olarak izlenebilir.
Aşağı yönlü risklere bakıldığında ise ilk önemli destek seviyesi Fibo 1,618 seviyesi olan 373 TL olarak öne çıkıyor. Bu seviyenin altına sarkması durumunda 355 TL ve 340 TL bandı kısa vadeli destek alanı olarak takip edilebilir.
Daha derin bir düzeltmede ise 318-327 TL bandı trendin devamı açısından kritik bir eşik olarak değerlendirilebilir.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı