Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) aralık ayı enflasyon oranını duyurdu. Buna göre enflasyon aralık ayında aylık bazda %0,89, yıllık bazda ise %30,89 oldu.
Enflasyonun aralık ayında aylık olarak %0,98 artması ve yıllık olarak da %31 olması bekleniyordu. Enflasyon bir önceki yılın aralık ayına %30,89 artış ve on iki aylık ortalamalara göre de %34,88 olarak gerçekleşti.
En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun yıllık değişimlerine bakıldığında; gıda ve alkolsüz içeceklerde %28,31 artış, ulaştırmada %28,44 artış ve konutta %49,45 artış yaşandı. İlgili ana grupların yıllık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde %7,07, ulaştırmada %4,36 ve konutta %7,52 olarak kayıtlara geçti.
En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun aylık değişimlerine bakıldığında ise; gıda ve alkolsüz içeceklerde %1,99 artış, ulaştırmada %1,03 azalış ve konutta %1,39 artış kaydedildi. İlgili ana grupların aylık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde %0,48, ulaştırmada %-0,16 ve konutta %0,24 oldu.
Enflasyon Değerlendirmesi
Aralık ayında enflasyon aylık %0,89 artış göstererek piyasa beklentisi olan %0,98’in altında gerçekleşti. Yıllık enflasyon ise %30,89 seviyesine geriledi.
Böylece dezenflasyon sürecinin aralık ayında da kesintisiz şekilde devam ettiği teyit edilmiş oldu.
Aylık artışın kasım ayındaki %0,87’ye oldukça yakın bir seviyede kalması, fiyatlama davranışlarında belirgin bir bozulma olmadığına işaret ederken, yıl sonu dönemine rağmen enflasyonun kontrollü bir patika izlediğini gösteriyor. Bu, son aylarda uygulanan sıkı parasal duruşun gecikmeli etkilerinin daha net hissedilmeye başlandığını düşündürüyor.
Beklentilerin altında kalan veri, yalnızca baz etkisinin bir sonucu olarak değil; çekirdek eğilimdeki yavaşlamanın daha kalıcı bir zemine oturduğuna dair sinyal veriyor.
Özellikle döviz kurundaki görece yatay seyir, iç talepteki dengelenme ve maliyet geçişkenliğinin zayıflaması aralık verisinin ana destekleyicileri olarak öne çıkıyor.
Geçen hafta İTO’nun İstanbul için açıkladığı aylık %1,23’lük öncü veriye rağmen TÜFE artışının %1’in altında kalması, ulusal enflasyon dinamiklerinde yerel ayrışmaların sınırlı kaldığını ve genel eğilimin aşağı yönlü olduğunu teyit ettiği söylenebilir.
Bu durum, piyasa açısından olumlu bir sürpriz olarak değerlendirilebilir
TCMB’nin son Enflasyon Raporu’nda 2025 sonu için paylaştığı %31–33 tahmin aralığı dikkate alındığında, yılın %30,89 ile bu bandın alt sınırına çok yakın tamamlanmış olması para politikasına ilişkin beklentileri yeniden şekillendiriyor. Yani, ocak ayındaki ilk PPK toplantısı öncesinde sınırlı de olsa faiz indirimi beklentileri güçlenebilir.
Faiz indirimlerine yönelik “temkinli ve kademeli” söylemin, bu veriyle birlikte daha somut bir zemine oturduğu görülürken piyasa, kısa vadede sembolik nitelikte bir adımın fiyatlanmasını hızlandırabilir.
Piyasa davranışı açısından bakıldığında, bu tür dönemlerde verinin mutlak seviyesinden ziyade, beklentiyle arasındaki fark ve devamlılık algısı belirleyici olduğu için Aralık verisi, dezenflasyon hikâyesinin sürekliliğini destekleyerek risk algısını aşağı çekiyor.
Bu da bankacılık ve holding hisseleri başta olmak üzere betası yüksek hisselerde risk iştahının canlı kalması beklenebilir. BIST 100 endeksi açısından bakıldığında, enflasyon verisinin beklentilerin altında gelmesi yıl sonuna taşınan olumlu fiyatlama davranışının korunmasına katkı sağlayabilir.
Bankacılık öncülüğünde başlayan hareketin, iç talep ve finansal duyarlılığı yüksek sektörlere yayılma potansiyeli güçlenmiş görünüyor.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: TÜİK