Amgen (AMGN), Amerikan Diyabet Derneği’nin (ADA) 86. Bilimsel Oturumları’nda kardiyometabolik hastalıklarla yaşayan bireylerin karşılanmamış ihtiyaçlarına yönelik çalışmalarını ve hasta sonuçlarını iyileştirme taahhüdünü güçlendiren yeni veriler açıkladı.
Açıklanan veriler arasında, kalp krizi veya inme öyküsü olmayan, yüksek riskli diyabetli (mikrovasküler hastalık, insülin kullanımı veya diyabet süresi ≥10 yıl) ve yüksek LDL-K (“kötü” kolesterol) düzeyine sahip hastalarda Repatha®’nın Faz 3 VESALIUS-CV alt grup sonuçları yer alıyor. 6.002 hastanın analizine göre, Repatha’nın statin veya diğer LDL-K düşürücü tedavilere eklenmesiyle, koroner kalp hastalığına bağlı ölüm, miyokard enfarktüsü veya iskemik inme (3-P MACE) gibi birincil sonlanım noktalarının birleşik riskinde plaseboya kıyasla %29 azalma sağlandı.
Repatha, iskemik revaskülarizasyonu da içeren ikinci bir birleşik sonlanım noktasında (4-P MACE) ise riski %21 oranında azalttı. Repatha grubunda elde edilen medyan LDL-K düzeyi 45 mg/dL olurken, plasebo grubunda bu değer 106 mg/dL olarak kaydedildi (alt gruptaki 898 hasta bir lipid alt çalışmasına dahil edildi).
Çalışma süresince hastaların yaklaşık üçte biri SGLT2 inhibitörü, beşte biri ise GLP-1 reseptör agonisti kullandı. Repatha ile bu tedavilerden bağımsız olarak benzer faydalar gözlemlendi. Bu durum, yüksek riskli diyabetli hastalarda birden fazla risk faktörünün yönetilmesinin ve kontrolsüz LDL-K’nın Repatha ile tedavi edilmesinin önemini vurguluyor.
Amgen Araştırma ve Geliştirme, Yapay Zekâ ve Veri’den sorumlu başkan yardımcısı Jay Bradner, diyabetli bireylerin kalp krizi veya inme riskinin diyabeti olmayanlara göre iki kat fazla olduğunu belirtti. Bradner, VESALIUS-CV sonuçlarının, Repatha ile LDL-K’nın erken ve yoğun şekilde 45 mg/dL’ye düşürülmesinin, yüksek riskli hastalarda yaşamı değiştiren kardiyovasküler olayların önlenmesinde kritik olduğunu gösterdiğini ifade etti. Ayrıca, Amgen’in gerçek yaşam verilerinin, diyabet, obezite ve kardiyovasküler hastalık gibi kronik durumlarda tıbbi tedavinin tam faydasının sağlanabilmesi için uzun süreli tedaviye devam edilmesinin gerekliliğini ortaya koyduğunu belirtti.
Amgen’in sunduğu gerçek yaşam verileri, GLP-1 tedavilerinin glisemik kontrol ve vücut ağırlığında anlamlı iyileşmeler sağlayabildiğini, ancak bu faydaların tedaviye devam edilmesine sıkı şekilde bağlı olduğunu gösteriyor. Çalışmalarda, klinik uygulamada tedaviye devamlılık ve uyumun düşük kaldığı, birçok hastanın ilk yıl içinde tedaviyi bıraktığı ve bunun da HbA1c ve kilo hedeflerine ulaşmayı zorlaştırdığı tespit edildi. Bu bulgular, hastaların tedavide daha uzun süre kalmasını ve GLP-1 ilaçlarının potansiyel faydalarından tam anlamıyla yararlanmasını sağlayacak yeni tedavi yaklaşımlarına ve bakım stratejilerine ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.
ADA 2026’da Amgen’in öne çıkan sunumları:
Repatha (evolocumab) ve LDL-K
– Evolocumab, yüksek riskli diyabetli hastalarda kardiyovasküler olayları azaltıyor: VESALIUS-CV çalışmasının sonuçları.
– Yüksek riskli diyabetli hastalarda ilk büyük aterosklerotik kardiyovasküler olay riski için lipid yönetimi: VESALIUS-REAL küresel çalışmasından bulgular.
Obezite
– Tip 2 diyabetli yetişkinlerde GLP-1 tedavisine devamlılığa göre 6 ve 12 ayda gerçek yaşamda HbA1c ve kilo değişimi.
– Tip 2 diyabetli hastalarda GLP-1 bazlı tedavinin bırakılmasının kilo kaybı ve glisemik hedefler üzerindeki etkisi.
– ABD’de tip 2 diyabetli hastalarda GLP-1 bazlı tedavilere devamlılık ve uyumun meta-analizi.
– ABD’de tip 2 diyabetli hastalarda GLP-1’lerin gerçek yaşam etkinliğinin meta-analizi.
VESALIUS-CV Çalışması Hakkında
VESALIUS-CV, daha önce kalp krizi veya inme geçirmemiş, yüksek kardiyovasküler riske sahip yetişkinlerde, evolocumab ile LDL-K düşürmenin MACE üzerindeki etkisini değerlendirmek için tasarlanmış, faz 3, çift kör, randomize, plasebo kontrollü küresel bir klinik çalışmadır. Sonuçlar, kasım 2025’te New England Journal of Medicine’da yayımlandı. Repatha, koroner kalp hastalığına bağlı ölüm, kalp krizi veya iskemik inme (3-P MACE) riskinde %25, daha geniş kapsamlı ve iskemik revaskülarizasyonu da içeren birleşik sonlanım noktasında (4-P MACE) ise %19 azalma sağladı. Ayrıca, kalp krizi riski %36 oranında azaldı.
VESALIUS-CV çalışmasına, bilinen ASCVD veya yüksek riskli diyabeti olan, kalp krizi veya inme öyküsü bulunmayan, LDL-K ≥ 90 mg/dL, non-HDL-K ≥ 120 mg/dL veya apolipoprotein B ≥ 80 mg/dL olan ve en yüksek tolere edilen dozda statin ve/veya ezetimib ile tedavi edilen 12.000’den fazla hasta dahil edildi. Başlangıçta medyan LDL-K düzeyi 122 mg/dL (IQR, 104-149 mg/dL) olarak ölçüldü. Katılımcılar, optimize edilmiş lipid düşürücü tedaviye ek olarak Repatha veya plasebo almak üzere randomize edildi ve ortalama 4,6 yıl takip edildi.
Amgen’in Kardiyometabolik İnovasyona Bağlılığı
Amgen, insan biyolojisine dayalı ileri bilimsel yaklaşımlarla, ciddi sonuçlara veya ölüme yol açabilen, birbiriyle yakından ilişkili kardiyovasküler ve metabolik hastalıklara çözüm getirmeyi hedefliyor.
Kardiyometabolik hastalıklar genellikle birlikte görülüyor ve tedavi edilebilir olmalarına rağmen ciddi sonuçlara veya ölüme yol açabiliyor. Lipid düşürücü ve metabolik tedavilerdeki ilerlemelere rağmen, kalıcı LDL-K yüksekliği, genetik olarak belirlenen Lp(a) ve obeziteye bağlı kardiyometabolik bozukluklar nedeniyle önemli ölçüde kalıntı kardiyovasküler risk devam ediyor.
Amgen, 40 yılı aşkın bilimsel birikimi ve insan genetiği bilgisini kullanarak kardiyometabolik bakım ve risk yönetimini yeniden tanımlıyor. Repatha ile kardiyovasküler hastalıklarda elde edilen başarıların ardından, Amgen, MariTide ve olpasiran gibi potansiyel çığır açıcı ilaçlarla kardiyometabolik bakımda ve hastalığın çoklu etkenlerinde hasta ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyor.
Repatha Hakkında
Repatha, proprotein konvertaz subtilisin/keksin tip 9 (PCSK9) inhibitörü olan insan monoklonal antikorudur. Repatha, PCSK9’a bağlanarak dolaşımdaki PCSK9’un LDL reseptörüne (LDLR) bağlanmasını engeller, böylece PCSK9 aracılı LDLR yıkımını önler ve LDLR’nin karaciğer hücresi yüzeyine geri dönmesini sağlar. PCSK9’un LDLR’ye bağlanmasını engelleyerek, Repatha kandaki LDL’yi temizleyecek LDLR sayısını artırır ve böylece LDL-K düzeylerini düşürür.
Repatha, farklı popülasyonlar ve kardiyovasküler risk profilleri üzerinde klinik ve gerçek yaşam verileriyle en kapsamlı şekilde incelenmiş PCSK9 inhibitörlerinden biridir. Klinik faydaları ve güvenliği, 15 yıl boyunca 51 klinik çalışmada 57.000’den fazla hastada araştırılmıştır. Repatha, hem yüksek riskli birincil hem de ikincil korumada kardiyovasküler olaylarda anlamlı azalma sağlayan tek PCSK9 inhibitörüdür ve hastalar yalnızca iki haftada bir uygulama ile belirgin LDL-K düşüşleri elde edebilmektedir.
Repatha, ilk olarak 2015 yılında onaylanmış olup, bugüne kadar dünya genelinde 8 milyondan fazla hasta tarafından kullanılmıştır. Ağustos 2025’te ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Repatha’nın onay kapsamını, kontrolsüz LDL-K nedeniyle büyük kardiyovasküler olay riski artmış yetişkinleri de kapsayacak şekilde genişletti. Repatha, ABD, Japonya, Kanada ve Avrupa Birliği üyesi 28 ülke dahil olmak üzere 74 ülkede onaylıdır. Diğer ülkelerde başvurular devam etmektedir.
Endikasyonlar
Repatha®, aşağıdaki durumlarda endikedir:
– Diyet ve egzersize ek olarak, düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterolünü (LDL-K) düşürmek amacıyla;
– Yetişkinlerde hiperkolesterolemi,
– 10 yaş ve üzeri heterozigot ailesel hiperkolesterolemili (HeFH) yetişkin ve pediatrik hastalarda,
– 10 yaş ve üzeri homozigot ailesel hiperkolesterolemili (HoFH) yetişkin ve pediatrik hastalarda.
Repatha®’nın güvenliği ve etkinliği, 10 yaşından küçük HeFH veya HoFH’li pediatrik hastalarda ya da diğer hiperkolesterolemi tiplerine sahip pediatrik hastalarda belirlenmemiştir.
Önemli Güvenlik Bilgileri
– Kontrendikasyon: Repatha®, evolocumab veya içeriğindeki yardımcı maddelere karşı ciddi aşırı duyarlılık reaksiyonu öyküsü olan hastalarda kontrendikedir. Repatha® ile tedavi edilen hastalarda anjiyoödem dahil ciddi aşırı duyarlılık reaksiyonları bildirilmiştir.
– Aşırı Duyarlılık Reaksiyonları: Repatha® ile tedavi edilen hastalarda anjiyoödem dahil aşırı duyarlılık reaksiyonları rapor edilmiştir. Ciddi aşırı duyarlılık reaksiyonu belirtileri ortaya çıkarsa, Repatha® tedavisi kesilmeli, standart bakıma göre tedavi edilmeli ve bulgular düzelene kadar izlenmelidir.
– Primer hiperkolesterolemili yetişkinlerde en sık görülen advers reaksiyonlar (%5’ten fazla ve plaseboya göre daha sık): nazofarenjit, üst solunum yolu enfeksiyonu, grip, sırt ağrısı ve enjeksiyon bölgesi reaksiyonlarıdır. 52 haftalık çalışma ve yedi 12 haftalık çalışmanın havuzunda; lokal enjeksiyon bölgesi reaksiyonları Repatha® grubunda %3,2, plasebo grubunda %3,0 oranında görülmüştür. En sık görülen enjeksiyon bölgesi reaksiyonları eritem, ağrı ve morarmadır. Aşırı duyarlılık reaksiyonları Repatha® grubunda %5,1, plasebo grubunda %4,7 oranında bildirilmiştir. En sık görülen aşırı duyarlılık reaksiyonları döküntü (%1,0’a karşı %0,5), egzama (%0,4’e karşı %0,2), eritem (%0,4’e karşı %0,2) ve ürtiker (%0,4’e karşı %0,1) olmuştur.
– FOURIER Kardiyovasküler Sonuçlar Çalışmasında en sık görülen advers reaksiyonlar (%5’ten fazla ve plaseboya göre daha sık): diyabetes mellitus (%8,8 Repatha®, %8,2 plasebo), nazofarenjit (%7,8 Repatha®, %7,4 plasebo) ve üst solunum yolu enfeksiyonu (%5,1 Repatha®, %4,8 plasebo). Başlangıçta diyabetes mellitus olmayan 16.676 hastada, çalışma süresince yeni diyabetes mellitus gelişme oranı Repatha® grubunda %8,1, plasebo grubunda %7,7 olarak kaydedildi.
– HeFH’li pediatrik hastalarda en sık görülen advers reaksiyonlar (%5’ten fazla ve plaseboya göre daha sık): nazofarenjit, baş ağrısı, orofaringeal ağrı, grip ve üst solunum yolu enfeksiyonu.
– HoFH’li yetişkin ve pediatrik hastalarda, 12 haftalık bir çalışmada en az iki hastada ve plaseboya göre daha sık görülen advers reaksiyonlar: üst solunum yolu enfeksiyonu, grip, gastroenterit ve nazofarenjit. 106 hastanın dahil edildiği açık etiketli uzatma çalışmasında (14’ü pediatrik), yeni advers reaksiyon gözlenmemiştir.
– İmmünojenisite: Repatha®, insan monoklonal antikorudur. Tüm terapötik proteinlerde olduğu gibi, Repatha® ile immünojenisite potansiyeli vardır.
Obezite Hakkında
Obezite; genetik, davranışsal ve çevresel faktörlerden etkilenen, tip 2 diyabet, kalp yetmezliği, uyku apnesi ve kardiyovasküler hastalık gibi birçok ciddi hastalığın riskini artıran karmaşık ve kronik bir hastalıktır. Dünya genelinde obezite prevalansı 1990 ile 2022 arasında iki kattan fazla arttı. ABD’de yetişkinlerin %40,3’ü obeziteyle yaşıyor. Küresel olarak ise 1 milyar kişi obeziteyle mücadele ediyor.
Obezite, yaşam kalitesinde belirgin azalma ve çok sayıda ciddi tıbbi komplikasyonla ilişkilidir. Amerikan Tabipler Birliği ve Avrupa Sağlık Komisyonu gibi önde gelen tıp kuruluşları obeziteyi kronik bir hastalık olarak tanısa da, ABD’de uygun yetişkinlerin yalnızca %1-3’üne kronik kilo yönetimi için ilaç reçete edilmektedir.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: stocktitan.net