Ocak ayında ABD enflasyonu aylık %0,2 artış göstererek piyasa beklentisi olan %0,3’ün altında kaldı. Yıllık enflasyon da %2,5 seviyesinde beklenirken %2,4’e gerileyerek geçen ayki %2,7’lik seviyeden belirgin bir düşüş kaydetti. Çekirdek tarafındaysa verinin aylık %0,3 ile beklentilere paralel geldiği belirtilebilir.
Veri yalnızca beklentinin altında gelmekle kalmadı; aynı zamanda son aylarda kademeli şekilde yavaşlayan fiyat baskılarının daha somut bir zemine oturduğunu gösterdi. Aylık artış hızındaki düşüş, dezenflasyon sürecinin yeniden ivme kazandığına işaret ediyor.
Aralık ayında %0,3 olan aylık artışın %0,2’ye gerilemesi, talep koşullarının daha dengeli bir yapıya geçtiğini ve fiyatlama davranışlarında agresif bir eğilim olmadığını teyit ediyor.
Özellikle son dönemde enerji fiyatlarındaki oynaklığa ve ücret artışlarına rağmen manşet enflasyonda görülen bu geri çekilme, maliyet geçişkenliğinin sınırlı kaldığını düşündürebilir.
Son üç aydır enflasyon verilerinin Wall Street beklentilerinin altında gelmesi, piyasalarda “enflasyon yeniden hızlanıyor” endişesini önemli ölçüde zayıflatmış durumda. Ocak verisi de bu eğilimi destekler nitelikte.
Bu tablo, Fed açısından kritik.
Politika faizi hâlihazırda %3,5-3,75 bandında bulunuyor ve enflasyon %2,4’e gerilemişken reel faiz seviyesi oldukça sıkı bir duruşa işaret ediyor. Enflasyonun %2 hedefine yaklaşması, Fed’in faiz indirim alanını genişletebilir.
Özellikle son güçlü istihdam verisinin ardından oluşan “Fed daha uzun süre bekleyebilir” fiyatlaması, bu veriyle birlikte dengelenebilir.
Yıllık enflasyonun Mayıs 2025 seviyelerine geri dönmesi, tarifelerin enflasyonist etkisinin sınırlı kaldığını da gösteriyor. Bu, para politikasında ek sıkılık ihtiyacını azaltırken, yılın ikinci çeyreği itibarıyla faiz indirimi ihtimalini daha rasyonel bir zemine taşıyabilir.
Piyasa tarafında ise bu veri risk iştahını destekleyebilecek nitelikte. Özellikle son günlerde yapay zekâatemalı satışlarla baskı altında kalan teknoloji ve yazılım hisseleri açısından, faiz indirimi beklentisinin güçlenmesi çarpanlar üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Tahvil faizlerinde olası geri çekilme, büyüme hisseleri için yeniden bir değerleme alanı yaratabilir. ABD endeks vadelileri veri sonrasında negatiften pozitife döndü.
Öte yandan, enflasyon hâlâ %2 hedefinin üzerinde. Dolayısıyla Fed’in hemen agresif bir indirim sürecine girmesi beklenmemeli. Ancak bugünkü veri, “faizler uzun süre yüksek kalacak” senaryosunun gücünü azaltıyor.
Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı