ABD kamu borcu, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez GSYH’nin yüzde 100’ünü aştı
ABD’de kamuya açık federal borç, ülke ekonomisinin tamamını aşarak 1946’dan bu yana ilk kez gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) %100’ünü geçti. Geleneksel ekonomik teoriler, bu tür bir mali baskının kontrolden çıkan enflasyona yol açabileceği uyarısında bulunurken, bazı analistler ise bu devasa borç yükünün aslında deflasyonist etki yaratabileceğini savunuyor.
Tarihi Bir Mali Eşik
ABD’nin ulusal borcu, II. Dünya Savaşı sonrasındaki seviyelere ulaşmış durumda. Morning Joe Ekonomi Analisti Steve Rattner, mevcut borçlanma eğiliminin 39,4 trilyon dolara ulaştığını ve bunun ani bir küresel çatışmadan değil, uzun yıllara yayılan siyasi hareketsizlikten kaynaklandığını belirtti.
Uzmanlar, bu borçlanma artışının, hükümet harcamaları ve vergi politikalarında zor kararların alınmasından iki partinin de kaçınmasının bir sonucu olduğuna dikkat çekiyor. Sorumlu Federal Bütçe Komitesi (CRFB) Başkanı Maya MacGuineas, nisan ayında yaptığı açıklamada, mevcut borçlanma dalgasının “zor kararlar almaktan tamamen kaçınıldığını” gösterdiğini vurgulamıştı. Borç servis maliyetlerinin federal bütçede hızla artan bir paya ulaşması, kamuoyunda Washington’ın mali yönetimine yönelik memnuniyetsizliği artırıyor.
Deflasyonist Karşıt Görüş
Makroekonomik teoriler, büyük bütçe açıklarının piyasaya fazla likidite enjekte ederek tüketici fiyatlarını yükselteceğini öngörüyor. Ancak bazı analistler, ulusal borcun faiz yükünün ekonomide ciddi bir fren etkisi yarattığını ve sermayenin verimli yatırımlardan uzaklaştığını savunuyor. Creative Planning’den Charlie Bilello, ABD kamu borcunun faiz giderlerinin son 12 ayda 1,35 trilyon dolara ulaşarak rekor kırdığını belirtti. Mali verilere göre, haziran ayında aylık faiz ödemeleri 185 milyar dolara çıktı ve bu kalem, federal bütçede Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı’ndan sonra ikinci sıraya yerleşti.
Japonya Karşılaştırması
GSYH’nin %100’ünü aşan borç oranı endişe yaratırken, bazı piyasa gözlemcileri uluslararası örneklere dikkat çekerek sakin kalınması gerektiğini belirtiyor. Japonya, yıllardır %200’ün üzerinde borç/GSYH oranına sahip olmasına rağmen, birçok uzmanın öngördüğü gibi tam bir ekonomik çöküş yaşamadı. ABD’nin Japonya gibi durağan ama istikrarlı bir patikayı mı izleyeceği yoksa benzeri görülmemiş bir deflasyonist baskı mı yaşayacağı, önümüzdeki dönemin temel ekonomik sorusu olarak öne çıkıyor.
2026’da Piyasa Performansı
S&P 500 endeksi yıl başından bu yana %9,85 yükseldi. Nasdaq Composite endeksi %11,39 artış gösterirken, Dow Jones endeksi de yıl başından bu yana %8,62 değer kazandı. S&P 500 ve Nasdaq 100’ü takip eden SPDR S&P 500 ETF Trust (SPY) ve Invesco QQQ Trust ETF (QQQ), cuma günü piyasa öncesi işlemlerde sırasıyla %0,79 düşüşle 744,78 dolardan ve %1,63 düşüşle 694,40 dolardan işlem gördü. Dow Jones’u izleyen State Street SPDR Dow Jones Industrial Average ETF Trust (DIA) ise %0,61 düşüşle 521,63 dolardan işlem gördü.
Bu içerik hazırlanırken faydalanılan kaynaklar: Benzinga