Borsa İstanbul Notları

ABD-İran gerginliği petrol piyasasını nasıl etkileyebilir?

ABD-İran gerginliği petrol piyasasını nasıl etkileyebilir?
Google News Icon Takip Et

Petrol piyasası haftaya jeopolitik risk priminin sert şekilde genişlediği bir tabloyla başladı. 

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası Brent petrolde erken işlemlerde %10’un üzerinde bir artış görülürken fiyat 80 dolar seviyesine yaklaşarak Ocak 2025’ten beri en yüksek seviyesine ulaştı. 

Gün içinde kazançların bir kısmı geri verilse de fiyatın hala yüksek seviyelerde kalması, piyasada geçici panikten ziyade kalıcı bir arz riski fiyatlamasının başladığına işaret ediyor olabilir.

Bu fiyatlamanın merkezinde Hürmüz Boğazı var. Küresel petrol arzının yaklaşık %20’si ve deniz yoluyla taşınan LNG’nin önemli kısmı bu dar geçitten geçiyor. 

İran’ın tanker geçişlerini fiilen zorlaştırması, sigorta maliyetlerinin yükselmesi ve büyük taşımacılık şirketlerinin Hürmüz ve Süveyş hatlarında geçişleri askıya alması, sorunun üretim kapasitesinden çok lojistik akışta düğümlendiğini gösteriyor. 

OPEC+’ın Nisan için açıkladığı sınırlı üretim artışı bu nedenle piyasayı sakinleştirmeye yetmeyebilir; çünkü üretilen petrolün piyasaya güvenli şekilde ulaşması artık asıl soru haline gelmiş durumda.

Gerilimin sahaya yansıması yalnızca İran tarafıyla sınırlı kalmadı. Suudi Arabistan’da Aramco’nun Ras Tanura rafinerisinin kamikaze İHA ile hedef alınması ve faaliyetlerin geçici olarak durdurulması, riskin bölgesel enerji altyapısına yayılabileceğini gösterdi. Günlük 550 bin varil kapasiteye sahip bu tesis Suudi ham petrolü için kritik bir ihracat noktası.

Resmi açıklamalarda hasarın sınırlı ve durumun kontrol altında olduğu belirtilse de, bu tür saldırılar fiziksel kayıptan çok “arz güvenliği” algısını bozarak risk primini yukarıda tutabilir. Özellikle ihracat terminallerinin hedef alınması, Hürmüz’e ek olarak Körfez genelinde lojistik zincirin kırılganlaştığı mesajını veriyor.

Bu çerçevede 3 farklı senaryo öne çıkıyor:

İlk senaryoda ABD ve İsrail askeri ve nükleer hedefleri vurur, petrol altyapısı ise doğrudan hedef alınmaz. İran misilleme yapar ancak Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin enerji tesisleri devre dışı bırakılmaz. Böyle bir tabloda piyasada oluşan risk primi büyük ölçüde psikolojik kalabilir. Haziran 2025’te görüldüğü gibi fiyatlar ilk etapta %6-8 arası yükselse de fiziksel arz kesintisi yaşanmadığı takdirde birkaç gün içinde geri çekilme görülebilir ve risk primi kademeli olarak çözülür.

İkinci senaryoda Hürmüz Boğazı’nda geçişlerin aksaması dengeleri belirgin biçimde değiştirir. Suudi Arabistan’ın günde yaklaşık 5 milyon varil, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ise günde 1,5 milyon varil boğaz dışı ihracat kapasitesi bulunsa da, potansiyel 17 milyon varillik akışı tam anlamıyla ikame etmeleri zor görünüyor. Bu durumda petrol fiyatlarının 100 doların üzerine, hatta 108 dolar civarına yönelmesi mümkün olabilir. Böyle bir fiyatlama küresel enflasyonu yukarı iterken merkez bankalarının faiz indirim takvimini ötelemesine yol açabilir.

Üçüncü ve en sert senaryoda İran’ın petrol üretiminin günlük yaklaşık 5 milyon varile gerilemesi, küresel arzın yaklaşık %5’inin devre dışı kalması anlamına gelir. İran’ın üretim toparlanma hızı tarihsel olarak sınırlı olduğu için kalıcı bir arz kaybı Brent fiyatlarını üç haneli seviyelerde tutabilir. Stratejik rezervlerin devreye alınması kısa vadede tampon görevi görebilir; ancak yapısal bir açık oluşması halinde fiyatların yüksek seviyelerde dengelenmesi olasıdır.

Buradan sonrası için fiyatlamayı belirleyecek temel unsur, gerilimin süresi ve coğrafi yayılımı olabilir. 

Piyasalarda ilk tepki net: BIST ve Asya borsalarında satışlar görülürken, güvenli liman talebiyle altın güçlü yükseldi. Bu tablo, yatırımcıların kısa vadede riskten kaçış moduna geçtiğini gösteriyor. 

BIST açısından bakıldığında enerji fiyatlarındaki kalıcı artış cari denge ve enflasyon kanalıyla makro görünümü zorlayabilir. Havacılık, petrokimya ve enerji yoğun sanayi şirketleri maliyet baskısıyla karşı karşıya kalırken; rafineri ve enerji üretim tarafı görece daha dayanıklı bir görünüm sergileyebilir. CDS tarafında yeniden yukarı yönlü hareket görülmesi halinde başta bankacılık hisseleri olmak üzere tüm hisseler bu risk priminden etkilenebilir.

Özetle mesele yalnızca bugünkü artış değil. Hürmüz’de akışın ne ölçüde sürdürülebileceği ve gerilimin kaç hafta süreceği, petrol fiyatlarının yönünü ve dolayısıyla küresel varlık fiyatlamasını belirleyecek. 

Piyasa şu an en kötü senaryoyu tam fiyatlamıyor; ancak belirsizlik uzadıkça risk priminin kalıcılaşma ihtimali artıyor. Önümüzdeki günlerde tanker trafiğine ilişkin somut veriler ve diplomatik ton değişimi, fiyatlamanın kaderini tayin edecek.

Bu olay hangi petrol şirketlerini öne çıkarabilir?

Tüpraş (TUPRS)  

Türkiye’nin en büyük rafineri şirketi olarak petrol fiyatlarındaki sert hareket dönemlerinde ürün fiyatlarını daha hızlı yansıtabilme ve stok değer artışı üzerinden avantaj sağlayabilir. Yüksek enerji fiyatları, rafineri kârlılığını destekleyerek finansallara olumlu katkı sunabilir.

Exxon Mobil (XOM) 

Dünyanın en büyük entegre petrol şirketlerinden biri. Petrol fiyatlarındaki artış, özellikle üretim faaliyetlerinden elde edilen gelirleri yükselterek şirketin nakit akışını ve kârlılığını güçlendirebilir.

Chevron (CVX) 

Düşük maliyetli üretim yapısı sayesinde petrol fiyatı yükseldiğinde kârlılığı hızlı artabilen şirketlerden. Brent’in yüksek seviyelerde kalması, şirketin gelirlerini ve serbest nakit üretimini belirgin şekilde destekleyebilir.

ConocoPhillips (COP) 

Saf upstream odaklı yapısı nedeniyle petrol fiyatlarındaki artışa en yüksek beta ile tepki verebilecek şirketler arasında yer alıyor. Arz kesintisi senaryolarında gelir ve kârlılık tarafında kaldıraçlı etki görülebilir.

EOG Resources (EOG)

ABD merkezli büyük üreticilerden biri olan EOG, petrol fiyatlarındaki artışa doğrudan duyarlıdır ve yüksek fiyat ortamı gelirlerini ve nakit akışını destekleyebilir. Şirket aynı zamanda önemli ölçüde doğal gaz üretimi de yaptığı için, jeopolitik risklerle birlikte gaz fiyatlarının yükseldiği senaryolarda çift taraflı pozitif etki görebilir.

Burada yer alan bilgiler yatırım tavsiyesi içermez. Bilgi için: Midas Sorumluluk Beyanı