I-İ

İflas, borçlarını ödeyemediği yetkili kuruluşlar tarafından saptanan kişinin mal varlığının nakde çevrilmesi ve bu parayla alacaklılara ödeme yapılmasıdır. “İflas ne demek?” sorusuyla birlikte bu takip yoluna tabi olanlar da merak edilir. Bu takip yöntemine gerçek ve tüzel kişiler tabidir. Söz konusu kavram, istisnalar dâhilinde tacir olmayanları da kapsar. Dava, asliye ticaret mahkemesinde açılır. İstisnalar hariç olmak üzere borçlunun tüm mal varlığı iflas masasının konusunu oluşturur. 

İlgili davayı alacaklılar arasından herhangi biri açabilir. Bu dava kabul edildiğinde sonuçtan tüm alacaklılar yararlanır. İflas masasına kaydedilen mal varlıkları, alacaklılara payları oranında dağıtılır. Bahsi geçen masaya adını yazdıran tüm alacaklıların borçları ödenir. Müflisin haczedilebilir tüm mal varlığı, kaydedildiği hâlde borç için yeterli olmuyorsa aciz belgesi düzenlenir. Müflis, masaya kaydedilen mal varlıklarını işletmeye devam etse de gelirlerinden yararlanamaz. “İflas nedir?” sorusunun cevabı, kısaca bu şekilde verilebilir.

İflas Süreci Nasıl İşler?

Bu süreç, alacaklılardan birinin dava açmasıyla başlar. Takibi yapan alacaklı, borçlunun muamele merkezindeki asliye ticaret mahkemesine başvurur. Borçlu ödeme emrine itiraz etmezse dava talebine göre karar çıkar. İtiraz durumunda 7 gün depo kararı uygulanarak borçlunun yükümlülüklerini ifa etmesi beklenir. Aksi takdirde mahkeme tarafından borçlunun müflisliğine karar verilir. Kararın ardından alacaklı davasını geri çekemez. 

Dava süresince borçlunun mal varlığının idaresini yetkili organ yürütür. Müflisin haczedilebilir tüm malları ilgili masaya kaydedilir. Ayrıca mal varlığından elde ettiği kira gelirleri de masaya dâhil olur. Müflisin vadesi dolmayan borçları muaccel hâle gelir. Borçların ödenmesi adi ve rehin alacak ayrımına göre yapılır. Bu ayrıma göre masadaki varlıkların tamamen dağıtılmasının sonucunda süreç tamamlanır. 

İflas Yolları Nelerdir?

Para ve teminat alacağını elde etmek isteyen kişi üç farklı yolla karşılaşır. Bunlardan ilki, genel takip yolu olarak adlandırılır. Alacaklıların icra dairesine yapacağı başvuru sonucunda başlar. Verilen mühlet içinde ödeme yapılmazsa dava açılır. Diğeri ise kambiyo senetlerine mahsus takip yolu olarak tanımlanır. Bu takip yolunda alacak, kambiyo senedine dayanıyorsa öncelikle rehnin paraya çevrilmesine gerek kalmaz. 

Doğrudan doğruya iflas yolu ise borçlunun ilgili mahkemeye başvurmasıdır. Borçlu, yükümlülüklerini ödeyemeyecek durumda olduğunu belirtir. Borçlunun beyanı müflis sayılması için yeterli olur. İflas Hukuku’na göre mahkeme bu konuda resen inceleme yapmaz. 

İflasa Neden Olan Faktörler Nelerdir?

İflas sebepleri şeklî ve maddi olmak üzere birbirlerinden ayrılır. Şeklî sebep olarak borçlunun yükümlülüklerini ödeyecek durumda olmaması belirtilir. Maddi sebep ise müflisin borçlarının alacaklarından fazla olmasıdır. Bu sebepleri etkileyen birtakım faktörler bulunur. İşlerin beklenildiği gibi gitmemesi, ödemelerin alınamaması ve diğer birçok etken bu noktada belirleyici olur. Sürekli hâle gelen zarar, iflasın önemli bir göstergesidir. Ödeme güçlüğü yaşanması alacaklıların tedirgin olmasına sebebiyet verebilir. Borçların ödenmeyeceği düşüncesi de iflas davasının açılmasında belirleyici olur. 

“İhale nedir?” sorusu, sıklıkla araştırılan konuların başında yer alır. Kelime anlamı itibarıyla ihale, bir işin ya da malın pek çok talip arasından uygun koşulları sağlayana verilmesidir. Bu kavram, genel olarak özel sektörün devlet işlerini almak için kullandığı bir yöntemdir. Süreç boyunca katılımcı olan kurum ve kuruluşlar gerekli koşulları sağlamak adına çalışır. 

İhale Usulleri Nelerdir?

İhale usullerinin çerçevesi kanunlar tarafından çizilmiştir. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’na göre usuller; pazarlık, belli istekliler arasında kapalı ve açık teklif olarak ayrılmıştır. Bu usullerden uygulanacak olan izahnamede belirtilmelidir. 

Açık usule göre tüm istekliler teklif verebilir. Teklif vermek için gerekli asgari yeterlilikler, Kamu Mevzuatı’nda belirtilir. Açık usul, kanunda saydamlık ilkesini yansıtır. Belli istekliler arasında gerçekleşen usul ise işin özelliği nedeniyle uzmanlık veya ileri teknoloji gerektirdiği için açık türün uygulanamadığı durumlarda geçerlidir. Bu usulün kullanıldığı durumlar, ortalama maliyet eşiğinin yarısını aşan işlerdir. 

Pazarlık usulü ise 4734 sayılı Kanun’un 21. maddesinde belirtilen özel hâllerde kullanılabilir. Pazarlık usulü, ilgili kanunun 4. maddesinde “sürecin iki aşamalı olduğu, idarenin teknik detayları, gerçekleştirme yöntemlerini ve fiyatı isteklilerle görüştüğü uygulama” olarak tanımlanır. Bu usulün uygulandığı söz konusu zorunlu hâller, 4734 sayılı Kanun’un 21. maddesinde 6 bentte açıkça ifade edilir. 

İhale Nasıl Gerçekleştirilir?

İhaleyi gerçekleştirme usulleri işin ya da malın uzmanlık gerektirmesi veya ortalama maliyeti aşması gibi durumlara göre değişiklik gösterebilir. Genel olarak kapalı ve zarf usulü yöntem kullanılır. Bunun için istenen malzemeler ve fiyatlandırmalar kapalı bir zarfta sunulur. Tüm istekliler, zarfları aynı gün ve saatte sunar. Komisyon ise tüm isteklilerin önünde zarfları açarak kimin kazandığını belirler. Açık usulde ise fiyat önceden belirtilmez. Son teklif verilene kadar çalışma devam eder. Bir diğer tür de davet yoluyla yapılandır. Özel davetiyesi olanların katılım sağlayabildiği bu tür, çok sık tercih edilmez. 

İhaleye Katılabilmek İçin Neler Gereklidir?

Kamu ihalelerine katılım koşulları 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nda açıkça ifade edilir. Gereklilikler, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda ve bunlara tabi olmayan kuruluşların özel yönetmeliklerinde belirtilir. Katılım şartları, basın ve diğer yollarla duyurulur. Hem bu çağrılarda hem de mevzuattaki gerekliliklere göre katılım sağlanabilir. Ancak teklifle birlikte sunulması gereken bazı zorunlu belgeler mevcuttur. Bunlar; katılım beyannamesi, geçici teminat, imzâ sirküleri, mali teklif, varsa iş ortaklığı konsorsiyum belgesi ve şartname alındı mektubudur. 

İhraç, belirli bir unvanı ya da menkul kıymeti dolaşıma sokma eylemidir. Finans piyasalarında yatırım aracı olarak değerlendirilen pek çok kıymetli evrak çeşidi bulunur. Ekonomik açıdan son derece önemli olan bu araçların arasında yer alan menkul kıymetler, taşınabilen değerli kâğıtları ifade eder. 

Yatırım yapmak isteyen kişiler, ihraç nedir sorusunun kapsamlı cevabını merak eder. Bu, iktisat alanında ekonomik bir temsilci tarafından yapılan eylemdir. Ekonomik ajan, piyasa modelindeki bir aktörü veya karar vericiyi temsil eder. Şirketlerin belirli bir bedel elde etmek için ihraç edebileceği çok sayıda menkul kıymet bulunur. Öte yandan ülkeler de bu tür bir eylem gerçekleştirebilir.

İhraç Nasıl Yapılır?

Çeşitli piyasalarda faaliyet gösteren kişiler için ‘’İhraç nasıl yapılır?’’ sorusu merak konusudur. Finans sermayesinde kullanılan araçlar dış satımcılar tarafından satışa konulur. Bu noktada piyasa araçları devreye girerek işlemin halka arz edilerek veya edilmeden satışının gerçekleşmesini sağlar. Bu şekilde hem ulusal hem de uluslararası alanda işlem yapmak mümkündür. 

Ülkeler, menkul kıymetlerin yanı sıra para veya kamu borcu gibi bedellerin de ihracına karar verebilir. Bu uygulama şirketler için de geçerlidir. Kurum ve kuruluşlar hisse senedi belgelerini bu şekilde dolaşıma sokma kabiliyetine sahiptir. Aynı zamanda çek veya senet gibi değerli belgelerin de ihracına karar verilebilir. Özellikle mali alanların tümünde faaliyet gösteren ticari şirketler unvanlarını dolaşıma sokmayı tercih edebilir. Şirketlerin hisse ihracı yaygın şekilde yapılan bir alım satım türüdür. Hisselerin dolaşıma sokulması, firmaların borsada rol almasını sağlar ve alım satım işlemlerini mümkün hâle getirir.

İhraç İçin Neler Gereklidir?

Borsada ihraç yaparken ilgili sermaye piyasası aracına uygun bir şekilde izahname hazırlamak gerekir. İzahnamenin yanı sıra menkul kıymetin ihraç belgesinin de oluşturulması gerekir. Bu belgede çıkarılacak sermaye piyasası araçlarının niteliği ve satış şartları hakkında açık bilgiler bulunur. Hazırlanan belgeler Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanmalıdır.  

İhraç Sürecinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

Ekonomik anlamda önemli bir role sahip olan ülkeler, para politikalarını kontrol etmek için para basma kabiliyetlerini değerlendirir. Kamu borcu, devlet tahvili, hazine bonosu gibi finansman araçları ihraç sürecinde iyi yönetilmelidir. Verimli dağıtımı ve tahsisi yönetmek için kullanılan finans araçları; takas, vadeli işlem, döviz bonosu olarak sıralanır. Resmî kurumlar tarafından denetlenen bu araçların, düzenleyici bir çerçeve içerisinde yayınlanması gerekir. Her ihraç düzeyinde, bir varlığın dolaşıma sokulması ile birlikte çeşitli maliyetler ortaya çıkar. İhraç biriminin karşılıklı politikalar çerçevesinde kontrol edilmesi, tahsisin yönetilmesi açısından önem arz eder. 

İhraççı, sermaye piyasası aracı çıkarmaya yetkili olan kurumlara ve kuruluşlara verilen isimdir. “İhraççı ne demek?” sorusuna detaylı olarak cevap vermeden önce bu kurumların görev alanının kapsamına değinmek gerekir. Sermaye piyasası aracı ihraç etmek için özel olarak belirlenen merciler bulunur. Söz konusu yetkililer, sermaye piyasasında işlem görecek araçların halka arz edilmesini sağlar. Halka arz edilmeksizin ihraç edilen menkul değerlerde de söz sahibi olur. 

Sermaye piyasasındaki işlemler sonucunda yatırımcılar ve ihraççılar arasında finans ilişkisi kurulur. İhraççı, kamuyu aydınlatma görevini üstlenir. Yatırımcının ilgili menkul kıymet hakkında detaylı bilgiye sahip olmasını mümkün kılar. Hak ve risklere dair görüşlerini de içeren bir belge sunarak sermaye piyasasına olan güveni artırır. İzahname adındaki belgeyle yatırımcıların ilgili hisse senedi hakkında değerlendirme yapmasına olanak sağlar. Bu belgeyi eğer varsa garantörle birlikte hazırlar. İlgili belgede yer alan bilgiler, hukuki anlamda bağlayıcı bir nitelik taşır. 

İhraççı Olmak İçin Neler Gereklidir?

“Kimler ihraççı olabilir?” sorusu, sermaye piyasasında işlem yapanlar tarafından sıklıkla yöneltilir. İlgili görevi yürütenler arasında anonim ortaklıklar, mevzuatta bulunan kamu iktisadi teşebbüsleri, mahallî idareler ve ilgili işletmeleri yer alır. Bahsi geçen kurum ve kuruluşlar, halka arz edilen sermaye piyasası araçlarında önemli bir rol üstlenir. Dolayısıyla bu görevi sadece yetkili kuruluşlar yerine getirir. 

İhraççı, hazırlamış olduğu izahname belgesinden sorumludur. Belgede yer alan maddelerin doğru, eksiksiz ve net bilgiler içermesi gerekir. Bu noktada ilgili belgeyi inceleyen yatırımcıların şirket ve halka arz edilen menkul kıymet hakkında fikir sahibi olması amaçlanır. Belgede yer alan bilgiler, yönlendirici bir nitelik taşır. Bu nedenle ihraççı, eksik ve yanıltıcı bilgilerden dolayı birinci derecede sorumlu tutulur. İhraççıdan tazmin edilemeyen bir zarar söz konusu olduğunda ise halka arz edenler, garantörler ve aracı kurum sorumlu hâle gelir. 

İhraççı Bilgi Dokümanı Nedir?

İhraççı bilgi dokümanı, sermaye piyasası aracının halka arz edilme durumuna göre ikiye ayrılır. Halka arz edilen menkul kıymetler için izahname adında bir belge düzenlenir. Bu belgede şirkete ve menkul değere dair bilgiler yer alır. İzahname, yatırımcıların davranışlarını etkileyen bir belge olduğu için sadece yetkili kurumlar ve kuruluşlar tarafından düzenlenir. İhraççı, söz konusu belgenin tutarlı bilgiler içermesinden sorumludur. Bu yönüyle izahname, sermaye piyasasında işlem yapmaya teşvik eden bir özellik taşır. 

Halka arz edilmeksizin işlem gören sermaye piyasası araçları için ihraç belgesi düzenlenir. Bu belge de izahname ile benzer olarak ihraççı tarafından oluşturulur. Her iki doküman da ilgili kurulun onayına tabidir. Mevzuatta belirlenen standartları taşımadığı takdirde onaylanmaz. Belgelerde yer alan bilgiler, kamuya açıklandıktan sonra değiştirilemez. Yatırımcıların kararını etkileyecek değişiklikler tespit edildiğinde yasal işlemler devreye girer. Bahsi geçen belgeler sayesinde sermaye piyasasında işlem yapmak güvenli hâle gelir. Ayrıca dokümanlarda yer alan bilgiler sayesinde yatırımcıların bilinçli bir şekilde işlem yapması da mümkün olur. 

Önceden ihraç edilmiş olan menkul kıymetlerin üçüncü şahıslar arasında alım satım işlemleri, ikincil piyasalarda gerçekleştirilir. İkincil piyasalar nedir sorusunu en net hâliyle bu şekilde yanıtlamak mümkündür. Küçük, orta ve büyük ölçekli tüm yatırımcılara, yüksek hacimli ve düşük maliyetli işlemlerle avantaj sağlayan menkul kıymet alım satımlarına ikincil piyasa işlemleri adı verilir. Menkul kıymet niteliğindeki yatırım araçlarının likiditesini artıran ikincil piyasalar aynı zamanda birincil piyasa için de talep yaratır. 

Devlet ya da anonim şirketler tarafından ihraç edilen menkul kıymetlerin satışı birincil piyasa kapsamında gerçekleşir. İhraçtan çıkan ilk menkul kıymetin tekrar başka bir alıcıya satılması ise ikincil piyasada gerçekleşir. İkincil piyasa işlemleri, kıymetlerin ilk ihraçlar sonrasındaki alım satım durumunu ifade eder.

İkincil Piyasaların Özellikleri Nelerdir?

İkincil piyasalar hem hisse senedi hem de borç piyasalarından oluşur. Adi ve imtiyazlı hisse senetleri, hazine bonoları, tahviller ikincil piyasa değerleridir. Yatırımcıların özel sermaye fonlarını alım satım işlemleri ile ilgilenen özel ikincil piyasalar da mevcuttur. Bu piyasalarda satıcılar sadece yatırımlarını değil, fonsuz taahhütlerini de satar. Böylece alıcılara özel sermaye şirketlerinden hisse satın alma imkânı sunulur. Bu sayede; yatırımcılar, şirketler ve piyasalar açısından verimlilik sağlanır.

Birincil piyasa fiyatları genellikle önceden belirlenir. İkincil piyasa fiyatları ise temel arz ve talep doğrultusunda şekillenir. Bu nedenle hisse senedi fiyatları pek çok değişkene bağlı olarak artabilir ya da azalabilir. Şirketler açısından bu piyasalarda kamu algılarını izlemek ve fiyat belirleyici durumları öngörmek mümkün olur. Bu piyasalar yatırımcılara ve ekonomiye likidite sağlar. Yatırımcı sayısı arttıkça ikincil piyasanın likiditesi de artış gösterir. 

İkincil Piyasa Faaliyetleri Nelerdir?

İkincil piyasa hisseleri, menkul kıymetleri paraya çeviren paylardır. Bir yatırımcının acil nakit ihtiyacının doğması ya da yatırım aracını değiştirerek yeni bir sermayeye yönelmek istemesi hâlinde satış yapabildiği alan ikincil piyasadır. İkincil piyasalar fiyat belirleyicidir. Birincil piyasa sermaye aracı alan yatırımcılar, kâr elde etmek isteyecekleri için alım fiyatı olarak ikincil piyasadaki satış miktarından yüksek bir fiyat ödemeyi tercih etmez. Bu sebeple, birincil piyasada ihraç edilecek olan sermaye aracı fiyatları ikincil piyasada işlem gören değerler göz önünde bulundurularak hesaplanır. 

İkincil piyasanın vadeyi belirleme fonksiyonu mevcuttur. Birincil piyasadaki borçlanma aracının vadeleri belirlenirken ikincil piyasada işlem gören araçlar da dikkate alınmalıdır. İkincil piyasalar vadelerine göre spot ve vadeli piyasalar olarak ikiye ayrılır. Spot piyasalar, ikincil piyasada işlem gören bir kıymetin alım satım işleminden sonra el değiştirmesini sağlar. Vadeli piyasalar ise bugünden alım satımı yapılan kıymetin ileri bir tarihte el değiştirdiği piyasalardır. 

İkincil Piyasa Örnekleri Nelerdir?

İkincil piyasaları örnekler üzerinden net bir şekilde açıklamak mümkündür. Hazine Müsteşarlığı tarafından ihraç edilmiş olan borçlanma senetlerinin, bu sürecin ardından alınıp Borsa İstanbul’a satılması bir ikincil piyasa işlemidir. Tahvil Bono Piyasası ve Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinin yanı sıra menkul kıymet işlemleri de ikincil finansal piyasaya örnek olarak gösterilebilir. 

Menkul kıymetler borsasında sermaye piyasası araçlarının işlem görmesi bazı şartlara bağlı olarak gerçekleşir. Kotasyon kriterleri olarak adlandırılan bu şartların sağlanması sonucunda piyasa araçlarının işlem görmesi kabul edilir. Bu noktada finans piyasalarıyla ilgilenen pek çok kişi, ilave kotasyon nedir sorusunun cevabını merak eder. İlgili terim; bir kuruluşun, borsa listelerinde bulunan mevcut hisselerine yenisini eklemesi için gerekli izni almasını ifade eder. 

Kotasyon, süreklilik kapsamında değerlendirildiğinde iki çeşit fiyata sahip olur. Bunlar, ilk ve ikinci fiyattır. Her zaman geçerli olan alış (bid) değeri, ilk fiyatı işaret eder. Ek olarak açıklanan alış fiyatı ise ikinci fiyat şeklinde adlandırılır. Şirketlerin pazar listesinde bulunan mevcut kayıtları, ortaklık ve veya alacaklılık hakları noktasında kotasyon bildirimlerinin yapılması ile yakından ilişkilidir.

İlave Kotasyon Ne İşe Yarar?

İlave kotasyon, borsa kotunda bulunan bir şirket ortaklığının ihraç ettiği yeni hisse senedi işlemlerinin gerçekleşmesini sağlar. Bu işlem ile şirketler ek bir finansman elde etmiş olur. Halka arz edilen pay büyüklüğüne göre elde edilen miktar da artar. İlave kotasyon, hisse senedi satışı sırasında diğer aracı kurumlarla karşılaştırma yapma noktasında firmalar için ek bir kote hakkı da yaratır. 

İlave Kotasyon ve İlk Kotasyonun Farkı Nedir?

Piyasada hisse senetlerinin kotasyonu bulunan şirket sayısı, senetleri işlem gören kuruluşlardan daha fazladır. İlk ve ilave kotasyon farkı da bu durumdan kaynaklı ortaya çıkar. Kısaca açıklamak gerekirse; ilk kotasyon, bir şirket payının ilgili borsa kotuna ilk defa alınmasını ifade eder. İlave kotasyon ise ilgili finans borsasında mevcut hâlde kotunda bulunan şirketin sermaye artırımı amacıyla yeni payların kote edilmesidir.

İlave Kotasyon Örnekleri Nelerdir?

İhraç edilecek payların borsa yönetimine bildirilmesini tanımlayan ilave kotasyon, mevcut hisselerin artırılması işlemlerinde kullanılır. İlave kotasyon örneği vermek gerekirse; borsada hisse senedi olan bir şirket, pay dağılımını açık bir şekilde ifade eder. Sermaye artırımı sürecinde ise tahsisi paydaşlara bildirerek açıklar. 

Şirketin hisse ihracı yapabilmesi için ilave kotasyon bildiriminde bulunması gerekir. Finans borsası yönetimine yapılan bildirim sonucu hisse satışı gerçekleşebilir. Bu durumda borsa yönetiminin bazı hakları bulunur. Yönetim tarafından daha önce belirlenmiş kotasyon şartlarının kaybedilmesi, kottan çıkarma sonucuna neden olabilir. İlgili sermaye piyasası araçlarının borsa kotundan çıkarılması ile birlikte mevcut kotasyon kaybedilebilir.

İlk kotasyon, sermaye piyasasında yer alan hisse senetlerinin borsa işlem listesine kaydedilmesidir. Daha detaylı ifade edilecek olursa hâlihazırda işlemlere konu edilen hisse senetlerinin ilk defa borsa kotuna alınması demektir. Belirli şartları taşıyan şirketler sermaye piyasasının listesine girer. Bu işlem, borsaya kote olmak şeklinde de ifade edilir. Borsaya kote olan şirketler, hisselerini halka arz etme hakkı kazanır.  

İlk kotasyonla birlikte hisseleri borsada işlem gören şirketlerde finansman artışı meydana gelir. Şirketin daha tanınır hâle gelmesi mümkün olur. Dolayısıyla şirketler nezdinde işlem listesine girmek son derece önemli bir durumdur. Sadece belirli şartları taşıyan şirketler kote edildiği için kotasyon bir prestij göstergesidir. İlerleyen dönemlerde yapılması istenen yerli ve yabancı yatırımlar için teşvik niteliği taşır. 

İlk Kotasyon için Gereken Koşullar Nelerdir?

“İlk kotasyon nedir?” sorusunun ardından listeye girmek için gereken koşullar da merak konusu olur. Başvuru için şirketin kuruluşundan itibaren 2 takvim yılı geçmesi gerekir. Yıl şartının aranmadığı istisnai durumlar da söz konusudur. Şirketin finansal durumunun yeterli şartları karşılaması gerekir. Ayrıca payların üzerinde herhangi bir kısıtlayıcı hükmün bulunmaması istenir. İlgili şirketin faaliyetlerine aralıksız olarak devam etmesi de kotasyon için gereken koşullar arasında yer alır. 

İlk kotasyon için gerekli olan koşullar pazar türüne göre değişiklik gösterir. Pazar türleri; yıldız, ana ve alt olmak üzere üçe ayrılır. Yıldız pazarda belirli bir değerin üzerindeki paylar işlem görür. Bu değerler ana ve alt pazarda değişiklik gösterir. İlk kotasyon başvurusu sırasında şirketler bağımsız denetimden geçer. İlk kotasyon belgesi almak için diğer şartlarla birlikte paylarının değeri de kontrol edilir. 

İlk Kotasyon Başvurusu Nasıl Yapılır?

İlk kotasyon başvurusu yaparken bazı belgeler talep edilir. Ortaklık tarafından imzalanan doküman bunlardan biridir. Halka arz edilecek paylar üzerinde kısıtlama olmadığına dair belge istenir. Ayrıca ihraççı tarafından hazırlanan izahname de talep edilir. Böylece borsada işlem görecek olan payların güvenilirliği teyit edilir. Gerekli belgeler toplandıktan sonra ilgili merciye başvuru yapılır. İlk kotasyon aşamalarının tamamlanmasının ardından şirketin payları halka arz edilir. 

İlk Kotasyon Örnekleri Nelerdir?

2022 yılının ilk çeyreğinde borsaya kote edilen çok sayıda şirket bulunur. Yeni kote edilenlere örnek olarak SUN Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi verilebilir. Mayıs ayında halka arz olan SUN Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, hisse başına fiyatı 26 TL olarak belirlemiştir. Bu doğrultuda 23.400.000 adet pay halka arz edilmiştir. İlgili şirketle aynı dönemde listeye giren çok sayıda firma da ilk kotasyon örnekleri arasında yer alır. Kurumsallaşma ve likidite açısından gelişim gösteren bu şirketler, sermayelerini arttırmayı amaçlar. 

Finansal piyasalarda hisse senedi, bir şirketin paylarını dağıtarak elde ettiği sermaye desteğidir. Söz konusu hisseler arasında nispeten daha özel bir yere sahip olan senetler de mevcuttur. İmtiyazlı hisse senedi, esas sözleşmede hüküm bulundurmak kaydıyla pay sahiplerine kâr ve tasfiye payı, rüçhan ve oy hakkı kullanımı gibi konularda öncelik sağlar.

İmtiyazlı hisse senedi nedir sorusunu kısaca “altın hisse” şeklinde yanıtlamak mümkündür. 

İmtiyazlı Hisse Senedinin Özellikleri Nedir?

İmtiyazlı hisse senedi özelliklerinin başında ayrıcalığın ortağa değil, payın bizzat kendisine bağlanması gelir. Bu sayede pay ile birlikte imtiyazlı hak da el değiştirmiş olur. İmtiyaz hakları ana sözleşmede öngörülerek ayrıcalıkların geçerlilik şartları hükme bağlanmıştır. Senedin ihraç edilebilmesi için ana sözleşmede bu minvalde bir hükmün yer alması gerekir. Eğer yoksa ana sözleşmede bu yönde bir değişiklik yapılması suretiyle bu senet ihraç edilebilir. Ana sözleşmede hüküm bulunmadıkça pay sahiplerinin oy birliği ile dahi imtiyazlı hisse senedi ihracı mümkün olmaz.

İmtiyazlı Hisse Senedinin Avantajları Nelerdir?

İmtiyazlı hisse senedi, adi sermaye payına göre daha önceliklidir. Söz konusu hisse senedinin şartları, bu payları ihraç eden kişilerin esas ya da kuruluş sözleşmelerinde açıklanır. Bu hisse senedinin sahipleri, rüçhan hakkı kullanabilir. Bu sayede mevcut ortaklara bedelli sermaye artırımlarına öncelikli olarak katılma hakkı doğar. İmtiyazlı hisse senedi sahiplerinin oy hakkı da bulunur. Değerli paylara eşit oy hakkı tanınarak senet ihracının önlenmesi amaçlanır. 

Şirket hissedarlarına ortaklık payları oranında kâr dağıtılması durumuna temettü adı verilir. İmtiyazlı hissedarlar, şirket kârından belli oranlarda temettü alabilir. Söz konusu ödeme, yıllık bilançoya göre belirlenen ana kârdan ya da temettü için ayrılan paydan yapılabilir. İmtiyazlı hisse senedi sahiplerine tanınan bir diğer ayrıcalık ise aday gösterebilme yetkisidir. Şirket yönetim kuruluna aday gösterilebilmesi için imtiyazlı pay sahipleri özel kurulunun toplantı ve karar hususlarına uygun şekilde bir araya gelerek karar vermesi gerekir. 

İmtiyazlı Hisse Senedi Nasıl Alınır?

İmtiyazlı hisse senedi nasıl alınır sorusunu kısa ve net bir şekilde yanıtlamak mümkündür. Hisse senedi almak için ilki olarak SPK lisansı olan bir kurumda yatırım hesabı açmak gerekir. Yatırım hesabı açıldıktan sonra geleneksel borsada işlem yaparak hisse senedi satın almak ve portföy oluşturmak mümkündür. Ardından internet bankacılığını kullanarak bu yatırım hesabıyla hisse senedi alabilirsiniz. Bağımsız aracı kurumlar ile hisse senedi almak için ise daha farklı bir yol izlemek gerekebilir. Bunun için kurumun internet sitesinden bağlantı kurularak hesap açıldıktan sonra satın alma işlemi gerçekleştirilebilir.

İntifa senetleri, hisselerden farklı olarak sahibine sadece mal varlıklarına ilişkin haklar sağlayan belgelerdir. Kıymetli evrak sınıfında yer alan intifa senedi, şirketler için herhangi bir payı temsil etmez. Çünkü Türk Ticaret Kanunu’na göre intifa senedi bulunan kişilere pay sahipliği verilmez. Kelime anlamı “yararlanma” olan intifa, anonim şirketlere ortaklık hakları tesis etmez. İntifa senedi örneği olan şirketler ve kuruluşlar, yalnızca mal varlığı üzerinde haklara sahip olur. 

İntifa senetleri nedir sorusuna Türk Ticaret Kanunu “senet” olarak cevap verir. Ancak kişiye veya kuruluşa intifa haklarının tanınması için senedin çıkarılması gerekli değildir. Yapılan ana sözleşmede bu hakkın tanınmasına dair bir hükmün geçmesi yeterlidir. 

İntifa Senetlerinin Özellikleri Nelerdir?

İntifa senedinin önemli özelliklerinin başında, kuruluşun ana sözleşmesinin ya da burada gidilen değişikliğin tescili ile oluşması gelir. Sahibine herhangi bir pay kazandırmayan kıymetli belge, yalnızca kişiye dolanım imkânı verir. Bunun dışında senedin çıkarılmasının hakkın kullanımına dair başka etkisi bulunmaz. Bu belge pay sahiplerine verilebilir İntifa senedi bulunan kişinin şirkete ortaklığı belgeden doğan haklarını etkilemez. Bu kıymetli evrak kişiye, paydan bağımsız haklar tanımlar. 

İntifa senedinin öne çıkan diğer özelliklerinden birisi, kişiye şirket genel kurulunda oy hakkı tahsis etmemesidir. Bu senet, genel kurul kararlarına itiraz etme veya ortaklığa dâhil olma hakkı vermez. Aynı şekilde intifa senedi bulunan kişiler, şirket yönetiminde söz hakkına sahip değildir. Kıymetli evrakın tanıdığı haklar, anonim şirketin feshedilmesi ile birlikte ortadan kalkar. Bunun yanı sıra intifa hakları ana sözleşmede belirli süre dâhilinde tahsis edildiyse ilgili sürecin bitmesi ile son bulur. 

İntifa Senetleri Ne İşe Yarar?

Bu senetler sayesinde kişi hem şirket gelirinden kâr eder hem de firmanın mal varlığı üzerinde haklara sahip olur. Üstelik anonim şirketin genel kurulunun ana sözleşmeyi değiştirerek senet sahibinin haklarını ortadan kaldırması söz konusu değildir. İntifa senedi hakları, ancak evrakın sahibinin onayıyla ortadan kaldırılır. İntifa senedi ne işe yarar sorusuna kısa cevap vermek gerekirse bu belgelerin; safi kazanca ve tasfiye neticesine iştirak ya da yeni çıkarılacak hisse senetlerini alma hakkı noktasında kişilere fayda sağladığı söylenebilir. 

İntifa Senetlerinin Yasal Dayanağı Nedir?

İntifa senetleri için Türk Ticaret Kanunu’nun 48. maddesi uygulanır. Bahsi geçen kıymetli evrak, yasal dayanağını bu kanunun belirtilen maddesinden alır. Söz konusu yasal dayanağa göre anonim şirketlerin genel kurulları, esas sözleşmede yer alması ya da değişikliğe gidilmesi kaydıyla bu senedi çıkarabilir. 

Yurt dışı menşeli bir firmanın Türkiye pazarında faaliyet göstermek için açtığı ofis, irtibat bürosu olarak adlandırılır. Bu bürolar bilgi ve destek alanında hizmet sağlar. İrtibat büroları yabancı markanın yerel pazarda faaliyet göstermesi ve sektörde yer edinmesi için önemlidir. 

İrtibat ofislerinde ürün, hizmet satışı yapılmaz ya da herhangi bir ticari faaliyette bulunulmaz. Büroların amacı; marka, sektör ve müşteri kitlesi arasındaki bağı kurmaktır. Ülke piyasasına giriş yapmayı düşünen bir yabancı şirketin öncelikle İrtibat Bürosu Mevzuatı’na uygun ofis açması gerekir. 

Türkiye’de İrtibat Bürosu Nasıl Açılır?

İrtibat büroları resmî izinle faaliyete geçen yerlerdir. Kalite kontrolü, denetim, teknik destek, haberleşme ve bilgi aktarımı amacıyla bir ofis açmayı planlıyorsanız T.C Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile irtibata geçerek izin almanız gerekir. İrtibat bürosu kuruluşu için gerekli belgeler şunlardır:

Yukarıdaki belgelerin 1 ay içinde bakanlığa bağlı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’ne iletilmesi gerekir. Ofis için kullanılacak yerin kira sözleşme örneği ve vergi dairesi kayıt belgesi de aynı kuruma iletilir.  

İrtibat Bürosunun Faaliyet Alanları Nelerdir?

Temsil ve ağırlama, irtibat bürolarının başlıca faaliyetlerinden biridir. Fuar ve diğer etkinliklere gösterilen katılım bu başlık altında değerlendirilir. Aynı zamanda, ticari ataşe ile düzenlenen etkinlikler de bu kapsamdadır. Şirket yemekleri, toplantılar ve diğer katılımlar büronun aktiviteleri arasındadır. Türkiye’deki fuarlara katılmayı planlayan bir yabancı firmanın önceden irtibat bürosu tescili ve kaydı yaptırması gerekebilir.

İrtibat büroları denetim ve kontrol alanında da faaliyet gösterir. Firmanın ülkede hizmet aldığı yerlerin denetlenmesi ve araştırılması bu kapsamda yer alır. Örneğin, Türkiye’de faaliyet gösteren yurt dışı kökenli bir restoran zinciri buradaki gıda tedarikçilerini araştırabilir. Söz konusu araştırmalara yönelik planlamalar, irtibat bürosu tarafından yapılır. 

Müşteriye sağlanan teknik destek ve satış sonrası hizmetin kontrolü de irtibat bürolarının faaliyet alanlarının arasında yer alır. Bu ofisler son tüketiciye giden hizmetin denetlenmesi ve araştırılması konusunda yetkilidir. Teknik desteğin araştırılması ve satış sonrası hizmet prosedürlerinin belirlenmesi de ofislerin yetki kapsamındadır. 

Haberleşme ve bilgi aktarımı irtibat bürolarının önemli faaliyetlerinden biridir. Pazarla ilgili araştırmalar bu faaliyet kapsamında yapılır. Ofis, sektörel araştırmalarının yöntemini ve kapsamını belirleme yetkisine sahiptir. Müşterilerle, hizmet alınan firmalarla ve kurumlarla kurulacak iletişim de irtibat bürosu tarafından belirlenir. 

İrtibat Bürosu Açmanın Avantajları Nelerdir?

İrtibatı büroları vergi açısından avantajlıdır. Bu ofisler, aşağıda yer alan vergi kalemlerinden muaftır:

İrtibat büroları, düzenli olarak muhtasar beyanname vermekle yükümlüdür. Ancak bunun için herhangi bir ödeme yapma zorunluluğu yoktur. Bir irtibat bürosu açarak sektöre uygun bütçeyle giriş yapmak mümkündür. Yerel pazarda başarılı olmanın yolu piyasa dinamiklerini araştırmaktan ve müşteri kitlesini tanımaktan geçer. İrtibat büroları ile bu konuda etkin bir çalışma yürütmek ve sektörde başarı kazanmak mümkündür.